Türk edebiyatının ve yayıncılığının önemli isimlerinden Cem Akaş, 28 Ekim’de hayatını kaybetti. Acı haberi, 2018’den bu yana genel yayın yönetmenliğini yürüttüğü Can Yayınları sosyal medya hesaplarından duyurdu. Yayınevi açıklamasında Akaş’ı “çalışma arkadaşımız, dostumuz” diye andı ve ailesine, yakınlarına, sevenlerine başsağlığı diledi. Akaş birkaç yıldır kanser tedavisi görüyordu.

1968’de Almanya’da doğan Akaş, Robert Kolej ve Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun oldu. İlk öyküsü 1987’de Gergedan dergisinde yayımlandı, ilk romanı 7 ise 1992’de çıktı. Ardından Belkienisbatur, Gizli Hava Müzesi, İse, Balığın Esir Düştüğü Yer, Aşkın Zembereği Uyandığında Kadın Hâlâ Yanımdaydı ve üç ciltlik Olgunluk Çağı geldi. Öyküden romana, denemeden düzyazı şiire uzanan, biçimle oynamaktan hiç vazgeçmeyen bir yazardı.

Yayıncılıktaki yolculuğu 1992’de Yapı Kredi Yayınları’nda yarı zamanlı editörlükle başladı. Burada yayın yönetmenliği ve yayın danışmanlığı yaptı, 2018’de Can Yayınları’nın başına geçti. Yusuf Atılgan’ın yayıncısıydı, onun üzerine bir derlemeyi de yayına hazırlamıştı. Woody Allen’dan J.D. Salinger’a, Hanif Kureishi’den Sir James Frazer’a pek çok yazarı Türkçeye çevirdi.

Bu ay, son romanı Sözcüklerin Anlamı ile Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl ikincisini düzenlediği Yusuf Atılgan Roman Ödülü’nü kazanmıştı. Rahatsızlığı nedeniyle 9 Ekim’deki törene katılamamış, gönderdiği mesajda bugüne kadar hiç ödül almadığını söyleyip “Kısmet Yusuf Atılgan’aymış” demişti. Tüm dünyayı etkileyen üç günlük bir elektrik kesintisinin ardından yolları kesişen Demir ile Duru’yu anlatan roman, yazarın son kitabı oldu.

Onu en çok kitaplarıyla hatırlayacağız. Bunlardan biri de 2016’da Can Yayınları’ndan çıkan Sincaplı Gece. Roman, adını Turgut Uyar’ın “Geyikli Gece” şiirinden alıyordu. Akaş, şiirin kitap için bir çıkış noktası olduğunu söylemişti. Kahramanı Emine adında bir mucitti. Emine, insanların beyin dalgalarını renkli haleler hâlinde görünür kılan Mindy adlı bir fotoğraf makinesi icat ediyordu. Makine dünyayı kasıp kavururken bazı insanların hiç halesi olmadığı ortaya çıkıyordu. Akaş, şirketlerin hırsıyla devletlerin baskısını, İstanbul’un arka sokaklarıyla ormana bırakılan sincapları aynı hikâyede buluşturdu. Ortaya, sosyal medya çağına alaycı bir bakışla dönen, fantastikle gerçeği harmanlayan bir kara mizah çıktı.

Emre Barca’nın 2016 yılında dergimiz için Sincaplı Gece üzerine yazdığı yazıyla kendisine veda ediyoruz:

Yazarın cenazesinin 29 Ekim öğle saatinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camii’nde kılınacak namazın ardından toprağa verilecek.

Ailesine, Can Yayınları’ndaki çalışma arkadaşlarına ve okurlarına başsağlığı diliyoruz.