Yoko Ono deyince hâlâ aklına önce John Lennon gelenler varsa, bu sergi iyi bir hatırlatma olacak: Ono, yalnızca popüler kültür tarihinin en çok konuşulan figürlerinden biri değil; kavramsal sanatın, performansın, deneysel müziğin, izleyiciyi işin içine alan sanat fikrinin de en önemli isimlerinden biri. Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Akbank’ın katkılarıyla 25 Haziran 2026’dan itibaren sanatçının kapsamlı sergisi Yoko Ono: Insound and Instructure’a ev sahipliği yapıyor. İspanya’nın León kentindeki MUSAC, yani Museo de Arte Contemporáneo de Castilla y León iş birliğiyle hazırlanan sergi, MUSAC’taki gösteriminin ardından İstanbul’a geliyor ve altı ay boyunca Emirgan’da görülebilecek.

Sergi, Yoko Ono’nun 1960’lardan bugüne uzanan üretimini şiir, desen, fotoğraf, video, heykel ve enstalasyon gibi farklı mecralar üzerinden takip ediyor. Ama asıl mesele, duvarda duran işlere bakıp çıkmak değil. Ono’nun pratiğinde izleyici çoğu zaman yalnızca izleyici değildir; düşünür, tamamlar, dokunur, karar verir, bazen de işin kendisine dönüşür. Bu yüzden Yoko Ono: Insound and Instructure, sanatçının zihinsel ve fiziksel katılıma dayanan üretimlerini merkeze alıyor; izleyiciyi sessiz bir seyirci olmaktan çıkarıp sürecin aktif bir parçası haline getiriyor.

Sergide Ono’nun sanat tarihine geçmiş erken dönem işlerinden Grapefruit, Cut Piece, Sky Ladders ve Mend Piece gibi yapıtların yanı sıra 1990’lardan itibaren gerçekleştirdiği büyük ölçekli enstalasyonlar ve izleyiciyle birlikte tamamlanan katılımcı çalışmalar da yer alıyor. Grapefruit, Ono’nun 1964’te yayımladığı ve sanat eserini bir nesneden çok bir fikir, bir yönerge, hatta bazen yalnızca zihinde tamamlanan bir eylem olarak düşündüğü meşhur kitabı. Cut Piece ise sanatçının sahnede hareketsiz oturduğu, izleyicilerin sırayla gelip kıyafetinden parçalar kestiği, bugün hâlâ beden, şiddet, rıza, bakış ve kırılganlık üzerine en güçlü performans işlerinden biri kabul edilen yapıtı. Mend Piecete kırılmış parçaları onarmaya davet edilen izleyici, Ono’nun sanatında çok sık karşımıza çıkan “iyileştirme” fikriyle karşılaşıyor; Sky Ladders ise yukarıya, göğe, imkânsız gibi görünen bir umuda uzanan o sade ama güçlü Ono dilini taşıyor.

Bu sergi aynı zamanda Yoko Ono’nun son yıllarda yeniden güçlü biçimde okunan sanat pratiğinin İstanbul’daki en önemli duraklarından biri olacak. Londra Tate Modern, Berlin Gropius Bau ve Chicago Museum of Contemporary Art’ta izleyiciyle buluşan Music of the Mind ile birlikte Insound and Instructure, Ono’nun yalnızca müzisyen, aktivist ya da popüler kültür figürü olarak değil; kavramsal sanatın ve katılımcı sanatın öncülerinden biri olarak ele alındığı iki büyük sergi hattından biri sayılıyor. Kısacası SSM’de açılan sergi, “Yoko Ono kimdir?” sorusuna en kestirme cevabı vermiyor; daha güzelini yapıyor: Bu soruyu izleyicinin eline bırakıyor.

Yoko Ono: Insound and Instructure, 25 Haziran 2026’dan itibaren altı ay süreyle Sakıp Sabancı Müzesi’nde ziyaret edilebilecek. Müze pazartesi günleri kapalı; salı günleri ise ücretsiz.