Çocukların çizdiği resimlere baktığımızda bazen bir evin gökyüzünden daha büyük olduğunu, insanların havada uçabildiğini ya da renklerin gerçek hayattaki karşılıklarından bambaşka olduğunu görürüz. Henüz dünyanın nasıl görünmesi gerektiğine dair katı kurallarla düşünmedikleri için hayal ettiklerini kâğıda olduğu gibi aktarırlar. Peki, bu resimlerdeki dünyayı kâğıttan çıkarıp gerçek hayatta kurmak mümkün olsaydı nasıl görünürdü?
Güney Koreli sanatçı Yeondoo Jung, Wonderland (Harikalar Diyarı) adlı fotoğraf serisinde tam da bu sorunun peşine düşüyor. Çocukların çizimlerini gerçek mekânlarda yeniden oluşturan Jung, onların hayal dünyasını büyük formatlı fotoğraflarla görünür kılıyor. Ancak ortaya çıkan görüntüler yalnızca renkli ve eğlenceli çocuk düşlerinden ibaret değil; aynı zamanda yetişkinlerin gerçeklik algısına ve yaşadığımız dünyaya dair sorular da barındırıyor.
Jung, 2004 yılında hayata geçirdiği proje için 5 ila 7 yaş arasındaki çocuklardan dört ay boyunca yaklaşık 1.200 resim topladı. Bu çizimler arasından 17 tanesini seçerek fotoğraflara dönüştürdü. Sanatçı, her bir resimdeki sahneyi fiziksel dünyada yeniden kurmak için kostüm tasarımcıları, makyaj sanatçıları, modeller ve bir prodüksiyon ekibiyle çalıştı. Çocukların çizdiği karakterlere uygun kostümler hazırladı, mekânlar buldu ve gerçek hayatta mümkün görünmeyen ayrıntıları canlandırmanın yollarını aradı.
Çizimlerdeki renkleri ve biçimleri korumak, Jung için özellikle önemliydi. Kostümler için Seul’deki Dongdaemun kumaş pazarına giden sanatçı, çocukların kullandığı boya kalemlerinin renklerine olabildiğince sadık kalmaya çalıştı. Havada süzülen karakterleri fotoğraflamak için trambolin gibi fiziksel yöntemlerden yararlandı. Böylece çocukların kâğıt üzerinde özgürce kurduğu dünyalar, gerçek insanlar ve mekânlarla yeniden hayat buldu.
Projenin dikkat çekici taraflarından biri, Jung’un çocukların hayal gücünü yetişkinlerin estetik anlayışına göre düzeltmeye çalışmamasıydı. Perspektif hataları, orantısız nesneler ve alışılmadık renkler, çizimlerin eksikleri değil, onları özgün kılan ayrıntılarıydı. Sanatçı bu dünyaları daha gerçekçi göstermek yerine, fotoğrafın gerçeklik hissini kullanarak çizimlerdeki tuhaflıkları olduğu gibi korumaya çalıştı.
Üstelik çocukların resimleri, yalnızca hayal güçleri hakkında değil, yaşadıkları çevre hakkında da ipuçları veriyordu. Serideki Rich and Poor (Zengin ve Fakir) adlı çalışmada, iki evin önünde zengin bir kişinin yoksul birine altın verdiği görülüyor. İlk bakışta basit bir çocuk resmi gibi duran bu sahne, gerçek mekânlarda yeniden oluşturulduğunda Seul’deki gelir eşitsizliğini ve barınma sorunlarını düşündürüyor. Jung, çizimi fotoğrafa dönüştürürken kentin farklı mahalleleri arasındaki uçurumu da fark ediyor. Çocuğun birkaç çizgiyle anlattığı hikâye, böylece toplumsal bir meseleye açılıyor.


Bir başka çizimde ise Külkedisi’nin sarayının üzerinde “Kingdom” (Krallık) yazısı yer alıyor. Jung, bu ayrıntıyı çocukların gündelik hayatta karşılaştıkları tabelalarla ilişkilendiriyor. Çocukların resimleri, çevrelerinde gördükleri şeyleri nasıl yorumladıklarını ve gerçekliği kendi dünyalarında nasıl yeniden kurduklarını gösteriyor. Hayal gücü burada gerçeklerden uzaklaşmak anlamına gelmiyor; aksine, dünyayı anlamanın farklı bir yoluna dönüşüyor.


Çocukların resimleriyle fotoğraflar yan yana geldiğinde, ikisi arasındaki fark daha da anlamlı hâle geliyor. Fotoğraf, çizimdeki dünyayı gerçeğe yaklaştırırken çizim de fotoğrafın gerçekliği olduğu gibi yansıttığı düşüncesini sorgulatıyor. Birinin imkânsız gördüğünü diğeri mümkün kılabiliyor; yetişkinlerin gerçek kabul ettiği şeyler, çocukların gözünde bambaşka biçimlere bürünebiliyor.
Yeondoo Jung’un Wonderland serisi, ilk bakışta renkli ve masalsı görüntülerden oluşuyor. Fakat biraz daha yakından bakıldığında, çocukların dünyayı nasıl gözlemlediğini, yetişkinlerin gerçekliği nasıl tanımladığını ve hayal gücünün sınırlarını kimin belirlediğini düşündürüyor. Belki de bu fotoğrafların asıl güzelliği, uzun zamandır unuttuğumuz bir ihtimali hatırlatmalarında saklı: Dünyanın başka türlü görünmesi için bazen ona bir çocuğun gözünden bakmak yeterli.



























