Yeni tiyatro sezonu kapıyı çalarken sahnelerde birbirinden farklı hikâyeler yer alıyor. Klasik metinlerden çağdaş uyarlamalara, unutulmuş hikâyelerin gün yüzüne çıktığı bir liste. Savaşın, kaybın, kadınlığın, adaletin ve yalnızlığın sahneye taşındığı dopdolu bir sezon bizi bekliyor. İşte yeni sezonda radarımıza giren oyunlar.

Dorian Gray’in Portresi-Zorlu PSM
Oscar Wilde’ın tek romanı Dorian Gray’in Portresi, Kerem Kurdoğlu ve Mehmet Birkiye’nin serbest uyarlamasıyla sahnede. Güzellik, gençlik, haz, günah, ahlak ve kötülük gibi kavramlar üzerinden bugünün insanına dokunan karanlık ve felsefi bir hikâyeye dönüştürecek. Başrollerinde Salih Bademci, Engin Hepileri ve Yiğit Sertdemir’in performanslarını izleyeceğimiz oyun, Wilde’ın Viktorya dönemi ahlakına yönelttiği eleştiriyi günümüze taşıyacak. İstanbul Tiyatro Festival’iyle prömiyer yapacak oyunun tarihi 3 Aralık.

Düş Payı-Tiyatro Hâyali
Seçtikleri metinlerle tarihî yolculukları çıkarmayı seven ekip Tiyatro Hâyali bu kez bizi edebiyatın dehlizlerine bırakıyor. Yazar Ahmet Sami Özbudak’ın kaleminden çıkan Düş Payı, Marmara Kliniği’nden firar eden Sait Faik ile elinde yeni film senaryosuyla kapıyı çalan Orhan Kemal’in İstanbul’dan Burgazada’ya uzanan tuhaf, komik ve biraz da efkârlı macerasını anlatıyor. Gerçek ile kurmacanın, edebiyat ile sinemanın birbirine karıştığı bu oyun “daha iyi bir dünya mümkün mü?” sorusuyla seyirciyi edebi yolculuğa çekiyor. Murat Akkoyunlu, Fatih Koyunoğlu, Özge Özberk ve Barış Yıldız’ın oynadığı oyunun yönetmeni Emrah Eren. Prömiyer 2 Ekim’de Baba Sahnede.

Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı
İstanbul Tiyatro Festivali’yle prömiyer yapacak bir diğer oyun ise Sanatçısı Belirsiz* İvi Buradaydı. 1964’te İstanbul’dan sürgün edilen Rum ressam İvi Stangali’nin hikâyesinin peşine düşüyor. Bedri Rahmi Eyüboğlu’nun öğrencisi olan, Onlar Grubu’nun kurucuları arasında yer alan ve İlyada’nın ilk baskılarını resimleyen İvi’nin tabloları kaybolurken adı da zamanla sanat tarihinden siliniyor. Zeynep Özden ve Elif Sözer’in tasarlayıp yönettiği, Çiğdem Erdöl’ün yazdığı oyunda, Tilbe Saran, Fulya Peker ve Çağdaş Ekin Şişman’ın performanslarıyla yer alıyor. Sürgün, kayıp, hafıza ve unutulma üzerinden İstanbul’dan Atina’ya uzanarak “Bir insanı ve eserlerini kim, nasıl hatırlar; kim, neden unutur?” sorusunun peşine düşüyor. Oyun, 3 Kasım’da Arter’de seyirciyle buluşuyor.

Çatıya Tıklatma-Fact Tiyatro
Nihal Yalçın’ın ikinci Antabus etkisi yaratmasını beklediğim hatta belki de önüne geçeceği bir oyun Çatıya Tıklatma. Filistinli yazar Khawla Ibraheem’in kaleme aldığı Çatıya Tıklatma, Meryem adlı bir annenin gözünden savaşın gündelik hayatı nasıl ele geçirdiğini anlattığı çarpıcı bir oyun. Oğlunu olası bir bombardımandan kurtarmak için çanta hazırlamaktan kaçış rotası planlamaya kadar her şeyi tekrar tekrar prova ediyor. Bir çantaya neler sığdırılabilir? Bir çocuğu kucağınıza alıp beş dakikada ne kadar uzağa koşabilirsiniz? Hangi eşyalar geride bırakılabilir, hangileri mutlaka yanınıza alınmalıdır? Size anlatınca ürkütücü geldiğini biliyorum fakat binlerce kadın bu sorularla hâlâ başbaşa kalıyor. Savaşın gündelik hayatı nasıl ele geçirdiğine ciddi bir örnek. Ali Haydar Çataltepe’nin yönettiği oyun, 5 Ekim’de Moda Sahnesinde başlıyor.

Çalıkuşu-Bakırköy Belediye Tiyatrosu
Reşat Nuri Güntekin’in kült eseri Çalıkuşu, Bakırköy Belediye Tiyatrosu tarafından sahneye uyarlanıyor. İstanbul’da neşeli bir çocukluk geçiren Feride’nin, düğün günü öğrendiği bir ihanetle her şeyi terk edip Anadolu’da öğretmenlik yapmaya başlamasını ve yaşadığı zorluklar sayesinde olgunlaşmasını anlattığı hikâye, canlı orkestrayla müzikli tiyatro olarak sahnelecek. Toplumsal baskılara ve yalnızlığa karşı verdiği mücadeleyle hayata tutunan Öğretmen Feride’nin, yolculuğunun anlatıldığı oyun kasım ayında sahnede.

iGirl-Nushu Tiyatro
Marina Carr’ın mitolojiden günümüze uzanan kadınlık deneyimini şiirsel ve sarsıcı bir dille ele aldığı tek kişilik oyunu iGirl, Nushu Tiyatronun sahnesinde hayat buluyor. Medea’dan Antigone’ye uzanan kadim figürleri bugünün dünyasıyla buluşturan yapım; kadın bedeni, annelik, şiddet ve hayatta kalma temalarını parçalı bir anlatıyla mercek altına alıyor. Cansu Canaslan’ın tek kişilik performansıyla sahneye taşınacak oyun, izleyicileri zamanlar arası çarpıcı bir yüzleşmeye davet ediyor. Oyunun aralık ayında prömiyer yapması bekleniyor.

Ermiş-JÜT
Edebiyat eserlerini sıkça göreceğimiz sezonda bir diğer oyun Halil Cibran’ın kitabı Ermiş. Orphalese kentinde 12 yıl yaşayan bilge bir adamın yurduna dönmeden önce kendisine sorular soran insanlarla yaptığı son sohbet üzerinden aşk, evlilik, çocuklar, özgürlük, çalışma, acı ve ölüm gibi hayatın temel meselelerine uzanıyor. Meddahın, otuz farklı karaktere bürünerek insan ruhunun türlü hallerini, sırlarını, acılarını ve çelişkilerini açığa çıkarıyor. Şiir ile tiyatroyu buluşturan Ermiş’te Edip Tepeli tek kişilik performans sergileyecek. 14 Eylül’de Moda Sahnesinde yolculuğuna başlıyor.

Tutulmamış Yaslar-Portre Tiyatro
Geçmişin aslında o kadar kolay geçmediği, zihnimizde takılıp kaldığı konusunda ortak karardayız değil mi? Yapılan hatalar, yaşanılan olaylar bilinçaltımızda bir yerlerde. Tutulmamış Yaslar, çocukluklarında aile içinde yaşanan istismarın izlerini yetişkinliklerine taşıyan iki kardeşin yıllar sonra geçmişleriyle yeniden yüzleşmesini anlatıyor. Aynı evde büyüyüp yaşananlara farklı biçimlerde tutunan kardeşler; hatırlamak, susmak ve unutmak arasında sıkışırken, oyun istismarın yalnızca yaşandığı anda değil, sessizlik ve inkârla üzeri örtüldükçe aile hafızasında yaşamaya devam ettiğini sorguluyor. Onur Asil Ocak ve Mısra Tüfek’in rol aldığı oyun 1 Ekim’de Pax Sahnede.

Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı-Lemur Company&Tiyatro Yağmur
Bihter Dinçel’in Nafiye Nasıl Şarkıcı Olamadı adlı tek kişilik performansı aslında ismiyle müsemma. Hayatı boyunca şarkıcı olmayı hayal eden ama bırakın şarkıcı olmayı, isteklerini ve istemediklerini bile hiç konuşamamış bir kadın olan Nafiye, kahkahalarla ve şarkılarla, bazen içinden sızan hüznüyle yarım kalmış hayallerini ve yaşamının en vurucu anlarını anlatıyor. Ve şöyle ekliyor: Şarkı söylemek sadece şarkı söylemek demek değildir cicim Nafiye’m. “Bir kadının şarkı söylemesi” ise asla “sadece şarkı söylemek değildir” bu topraklarda. Doğduktan büyüyene dek boğazımıza düğümler atarlar. Her şarkı bir ilmek çözer aslında. Kadının sesi yükselirse güzelleşir dünyası da, bunu unutma! Nafiye’nin hikâyesi 15-16 Ekim’de Baba Sahnede seyirciyle buluşacak.

Günah Koleksiyoncusu-Yoyo Tiyatro
Teknolojinin gelişimi, dönüşümü bir parça da tiyatro sahnesinde yer almaya başladı. Yazılan metinler, işlenen konular artık dijital çağa ayak uyduruyor. Günah Koleksiyoncusu da öyle bir metin. Adalet yerini bulmadığında günahları kim toplar? Riley, insanların en karanlık günahlarını paylaştığı dijital bir platformun sahibidir. Menajeri Alex, Riley’nin gerçek kimliğinin peşine düşerken tehlikeli bir oyuna sürüklenir. Geçmişler açığa çıktıkça gerçek ile kurgu, suçlu ile masum arasındaki sınırlar bulanıklaşır. Yapay zekâ Cleopatra’nın da dahil olduğu Günah Koleksiyoncusu, güç ve adalet üzerine kara mizahla örülü sürükleyici bir hesaplaşma hikâyesi. Tuğçe Tanış, Selena Demirli ve Cem Burçin Bengisu’nun yer aldığı oyunun yönetmeni ve yazarı Elif Baş İyibozkurt. Günah Koleksiyoncusu 23 Ekim’de Koma Sahnesinde.

İntihar Dükkânı
Jean Teulé’nin karanlık ve absürt dünyasından sahneye uyarlanan İntihar Dükkânı, nesillerdir insanlara ölüm yöntemleri sunan Tuvache ailesinin hayatını anlatıyor. Ailenin umutsuzlukla yoğrulmuş dünyası, en küçük çocuk Alan’ın doğmasıyla değişirken, onun neşesi ve yaşama sevinci aile düzenini altüst ediyor. Ölümün sıradanlaştığı bir dünyada umudun yarattığı tehlikeyi kara mizahla ele alan oyun, hayat ile ölüm arasını absürt bir dille aktarıyor. Elif Mandan, Ertuğrul Gümrükçüoğlu, Özge Ünal, Erdi Güçlü, Elvan Yaz Yaşa, İldeniz Emre Fığlalı ve Şeyda Özgül’ün oynadığı oyun, 10 Eylül’de DasDas’ta.

Elizabeth Costello-Bahçe Galata & Dolkun Produciton
Bahçe Galata yeni sezona dolu dolu girecek. Nobel Ödüllü yazar J.M. Coetzee’nin Elizabeth Costello romanı sahneye uyarlanıyor. Bir kadın yazarın felsefi konferanslar vermek üzere dünyayı dolaşırken insan olmanın ahlaki sorumluluklarını ve edebiyatın vicdani gücünü sorgulamasını anlatan oyunda Tülin Özen, Tansu Biçer, Defne Koldaş ve Sezer Arıçay yer alıyor. Dolkun Production ve Bahçe Galata ortak yapımı oyunun yönetmeni Saim Güveloğlu. Prömiyer tarihi ise henüz netleşmedi.

Maceracı Annelerin Savunması Adına-1 ay 1 hafta & Bahçe Galata
Theo ve Nancy, annelerinin bir keşif gezisinden dönememesiyle hayatları altüst olan iki kardeştir. Annelerinin izinden gidip dünyanın zirvelerini fethetmekle daha güvenli bir hayat sürmek arasında kalan kardeşler, birbirlerinden farklı yollar seçerken kayıp, sevgi, aile ve geride bıraktıklarımız üzerine bir keşfe çıkar. Fatma Zehra Durgut ve Sezer Arıçay’ın rol aldığı Maceracı Annelerin Savunması Adına, 11 Eylül’de Bahçe Galata’da.

Woyzeck-Anti Tiyatro
Kaçıncı kez sahnelendiğini sayamadığım Georg Büchner’in klasik eseri Woyzeck bir kez daha tiyatro sahnesinde. Tiyatro ANTİ tarafından tek kişilik çağdaş bir yorumla sahnelenen oyun, yoksulluk, savaş ve otoritenin baskısı altında ezilen asker Woyzeck’in gerçeklikle bağının giderek kopuşunu anlatıyor. Minimal sahneleme ve fiziksel oyunculukla bireysel bir çöküşü; yoksulluk, iktidar ve sistematik şiddet üzerinden günümüz dünyasına taşınan oyunda Yaşar Bayram Gül oynuyor. Oyun, 17 Ekim’de Cihangir Atölye Sahnesinde.

Aksak Deliryum-Galata Perform
Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği Aksak Deliryum, mitolojik tufan ve felaket anlatılarını bugünün savaş, kriz, yalnızlık ve toplumsal kopuşlarıyla yan yana getiriyor. İnsanların birbirine seslendiği ancak karşılık bulamadığı bir dünyadan hareket eden oyun, felaket duygusunun bireyler üzerindeki etkisini sorgularken seyirciye kesin cevaplar vermek yerine iletişimsizlik, yalnızlık ve insanın birbirine ulaşma çabası üzerine sorular açıyor. Batun Belirdi, Eray Karadeniz, Elif Temuçin, Evrim Doğan, Okan Urun, Sanem Öğe ve Yaman Çeri’nin kadrosunda bulunan oyunun prömiyer tarihi henüz belli değil.