Son günlerde herkesin bir adım ötesinde kapı gibi ChatGPT duruyor. Birisiyle sohbet ederken bile aklımıza takılan herhangi bir şeyi hemen ChatGPT’ye soruyoruz. Bu, sadece kişisel bir gözlem değil, araştırmalar bile Türkiye’nin ChatGPT’ye karşı ayrı bir sevgisinin olduğunu gösteriyor.

We Are Social ve Meltwater’ın “Digital 2026 Global Overview” raporu, Türkiye’nin yüzde 94,49’luk oranla ChatGPT üzerinden yönlendirilen yapay zekâ tabanlı web trafiğinde dünya lideri olduğunu söylüyor.

Euronews’un haberine göre, Türk tüketiciler artık bilgiye ulaşırken arama motorlarından sohbet botlarına geçiyor. Türkiye’de yapay zekâ kullanan her 100 kişiden 95’i, bir ürün veya hizmet ararken ChatGPT’nin yönlendirmelerine güveniyor. Yani anlayacağınız üzere bu yapay zekâ olayı sadece sohbetle sınırlı kalmadı ciddi ekonomik kararlar alma sürecine de dahil oldu.

Dijital pazarlama ajansı Cremicro’nun Kurucusu Haydar Özkömürcü de bu veriler ışığında klasik SEO döneminin sona erdiğini ve yerine AIO yani yapay zekâ optimizasyonunun geldiğini söylüyor. Özkömürcü artık markaların da avantajı “yapay zekanın dilinden konuşması gerektiğini belirtiyor. Çünkü, müşteri beğendiği ayakkabının ona uygun olup olmadığından “İstanbul’daki en güvenilir insan kaynakları firmasının hangisi” olduğuna kadar pek çok ekonomik soruyu yapay zekaya soruyor. Özkömürcü de “Eğer yapay zekâ firmanızı tanımıyor ve önermiyorsa, o müşteriyi masada bırakıyorsunuz demektir” diyor. Yani durum ciddi, markaların artık müşterilere ürün veya hizmetlerini beğendirmelerinin yanı sıra yapay zekâdan da geçerli not almaları gerekiyor. Şirketler pazarlama bütçelerini “yapay zekanın radarına girebilme” üzerine kurmak zorunda. Kısaca, müşteri davranışlarındaki bu dönüşüm markalar için hayati önem taşıyor, günün sonunda kimin sağ kalacağı ise merak konusu.