Yeni nesil kitap kulüpleri “Reading Rave”i (Sessiz Okuma Partileri) hiç duydunuz mu? “Rave” kelimesi gözünüzü korkutmasın; burada bildiğimiz o elektronik müzikli, bağır çağır partiler yok. Aksine bu isim, rave kültürünün insana getirdiği zihinsel rahatlama ve dünyadan kopuş hissinin, gürültü patırtı ve hareketle değil de dinginlik içinde sessizce kitap okuyarak da sağlanabileceği düşüncesinden doğmuş. Ekran sürelerinin uzadığı, dikkatin saniyelere bölündüğü günümüzde bu akım, insanlara sessizliğin ve kolektif odaklanmanın iyileştirici gücünü sunuyor.
Bu hareketin ilham verici hikâyesi ise İsviçre’de, Zürih’te yaşayan Fabian Weingartner’ın kişisel arayışına dayanıyor. İngiliz Dili ve Edebiyatı okuyan Fabian, kaybettiği okuma alışkanlığını onarmak ve yeniden kazanmak için yollar ararken, insanların belirli bir giriş ücreti ödeyerek bir barda toplanıp sessizce kitap okudukları “sessiz okuma partileri” ile tanışır. Ancak okumak için para ödenmesi fikrini mantıksız bularak 2019 yılında kendi ücretsiz ve özgür “sessiz” grubunu oluşturmaya karar verir. Felsefesi ise çok basittir: Herkes daha çok okumak istiyor ama kimse gerçekten buna vakit ayırmıyor. Bunun çok fazla çaba gerektirmediğini göstermek istiyorum.

Başlangıçta Zürih’te bir parkta birkaç arkadaşı ve onların çevresiyle gerçekleştirilen Reading Rave buluşmaları, 2020’de pandeminin başlamasıyla Zoom üzerinden “mikrofonlar kapalı, kameralar açık” olacak şekilde çevrim içi bir sığınağa dönüşür. Zamanla kısıtlamaların kalkmasıyla da boş kulüplerden müzelere, parklardan kafelere kadar pek çok kamusal alana yayılır.
İnsanların bu kulüpleri klasik kitap kulüplerine tercih etmesinin altında yatan en büyük neden ise kuralların basitliği ve esnekliği: Telefonların kapalı olması, sessiz olmak ve okumak. Alışık olduğumuz kitap kulüplerinin aksine burada önceden belirlenmiş tek bir kitap, bitirilmesi gereken bölümler ya da uzun, stresli edebiyat tartışmaları yok. Buluşma, Fabian’ın çaldığı bir zille başlıyor; ardından iki ya da daha uzun saatler boyunca derin bir sessizlik hâkim oluyor. Romandan dergiye, ders notlarından çizgi romana kadar dilediğiniz her şeyi okuyabiliyorsunuz. Üstelik bu sürenin tamamında orada kalmak zorunda bile değilsiniz; tek şart, ayrılırken sessiz olmak ve diğer insanları rahatsız etmemek. Bitme zili çaldıktan sonra ise dileyenler okudukları üzerine sohbet edebiliyor, dileyenler kendi hâlinde mekândan ayrılabiliyor.
İnsanlar okumaya vakit ayırmak istiyor ancak klasik kulüplerin tartışma ve analiz yükümlülüklerinden kaçınıyorlar. Bu esnek yapı, Reading Rave’i hem kendi alanında kalmak isteyen içe dönükler için güvenli bir liman hem de kitaplar üzerinden sosyalleşmek isteyenler için harika bir ortam hâline getiriyor. Farklı kulüplerde etkisi sürdüren akım, Zürih sınırlarını çoktan aşmış durumda. Reading Rhythms, New York, Floransa ve Toronto’da düzenlediği etkinliklerle dünya çapında buluşmalar organize ederken, dünyanın en büyük ağlarından Silent Book Club ise Japonya’dan Brezilya’ya, İngiltere’den Türkiye’ye kadar 60’tan fazla ülkede, 500’ü aşkın şubesiyle çevrim içi ve yüz yüze buluşmalar düzenliyor. Reading Rhythms’in kurucularından Ben Bradbury’nin de belirttiği gibi temel amaç, özellikle sosyal medyanın ve giderek büyüyen yalnızlık salgınının yaşandığı bu çağda, “insanların okuma yoluyla biraz daha az yalnız hissetmelerine ve bir aidiyet duygusu bulmalarına yardımcı olmak.”
Sonuç olarak; bildirimlerden uzaklaşıp yanınızdaki bir yabancıyla sessizliği ve bir kitabın sayfalarını paylaşmak, modern dünyanın bitmek bilmeyen gürültüsüne verilmiş en zarif cevaplardan biri olarak hayatımızdaki yerini giderek sağlamlaştırıyor.