26 Haziran 2026’da kaybettiğimiz Kadir İnanır’ı, KAFA Dergisi’nin Ekim 2015 tarihli 14. sayısı için yazdığı yazıyla anıyoruz:

Sanatçılar bütün uygar toplumların önemli kanaat önderleridir. Onların attığı adım, toplum katında hemen gerçeklik kazanır, etkisi geometrik olarak büyür. Sanatçıların ülkenin çağın gerisinde kalmış temel sorunlarını ortadan kaldırma ya da bu sorunlara karşı duyarlı olması tavrı; ürettikleri eserler kadar önemlidir. Sanatçı, sanat gücüyle aydınlanmacı gücünü birlikte kullandığında, o ülkedeki insanlık bir sanat eseri güzelliğinde büyür, yüceleşir.

Ben 46 yıl sürdürdüğüm sanatçı yaşamım boyunca hep bu düşünceleri öne sürdüm, savundum. Sanat yaşamım boyunca, bu ülkenin geri kalmışlığının tarihini, aydınlık sayfalara taşımak için mücadele ettim, ediyorum. Bu yolculukta en büyük gücüm İYİ, DÜRÜST VE GÜVENİLİR İNSAN OLMAK kazanımıdır. Başarımı barış sürecine verdiğim destekten dolayı hazmedemeyenler de var. Onları barışın ve insanlığın yüce değerleriyle baş başa bırakıyorum. Gün gelecek bu tavırlarından utanacaklar. Dünya dilleri arasındaki kelimeleri yarıştırsınlar, birinciliği BARIŞ’a verirler. Kurtuluş döneminde verilen savaş, kuruluş döneminde barışa dönüştürülemediği için kavgalar başladı. Savaşa dönüştü. Eğer bir ülkede sınıf mücadelesi varsa ve özgürlük isteniyorsa, kazananlar hep onlar olmuştur. Dünyanın çatışma bölgelerini dolaşıyorum. Barışa uzanan yollardaki çekilen çileleri, ölümleri yerinde izliyorum. Ülkemizdeki çatışma ortamı ortadan kalksın, kalıcı barışa dönüşsün diye durmadan koşturuyorum. Hayatımın en güzel yıllarını bu dava uğruna yaşıyorum. Karşı çıkan zavallılara inat, sonuna kadar da bu mücadeleden vazgeçmeyeceğim.

Nerdeyse bütün dünya ülkelerini gezdim; tarihlerini, ekonomilerini, kültürlerini yakından izledim. Bir de ülkemiz topraklarını karış karış dolaştım, her köşesinde bir film çektim. Bu ülke ve insanlarına üstün bir saygıyla sevdalandım. Anlayamadığım: Bu güzel ve büyük ülkedeki kafatası milliyetçiliği ve karanlık kafa yobazlığı çağımızda neden savunuluyor? Bizdeki bu yapılanma kesin-kes, dünyanın en güzel ülkesinin, önüne kesmek için uyguladıkları bilinçli bir metottan başka bir şey değil. Bu gerçekler ışığında el ele verip, birbirimize sarılıp yüksek sesle BARIŞ diye bağırmaktan başka çaremiz yoktur. Bu cennet vatan 500 milyon insanı doyurmaya yetecek kadar zengin ve büyüktür.

Hep beraber bu mutluluğu yaşamanın tek sloganı var:

Yaşasın Halkların Kardeşliği!
Yaşasın BARIŞ!
Yaşasın Tam Bağımsız Türkiye!