Pandemiden bu yana, sinemaya gitme eylemiyle gevşeyen bağlar ara ara yeniden sıkılaşıyor. Güncel gişe değerleri, üzerine konuşmak gereken yeni bir yola işaret ediyor. “Yazın hit filmi” deyince aklınıza ilk ne gelirdi? Mega bütçeli fantastikler, hem çocuklara hem de yetişkinlere hitap eden bir animasyon serisinin son halkası ya da başrollerine Hollywood yıldızlarını koymuş bir aksiyon diyebilirdiniz. Oysa geçtiğimiz bir aya damga vuran, Z kuşağından yönetmenlerin çektiği iki bağımsız korku filmi oldu.
Belki ki eski hikâyeleri ısıtıp ısıtıp önümüze koyma işi, daha özgün versiyonları üretilmediği sürece çalışmıyor artık. Zira Backrooms ve Obsession, yüz milyonlar harcamadan da servete ulaşılabileceğini kanıtladı. Bir mobilya dükkânı sahibi ve terapistinin bilinç dışına açılan ürkütücü yolculuğunu konu eden, başrollerinde 12 Years a Slave’de hafızalara kazınan Chiwetel Ejiofor ve şu ara Sentimental Value ile de gündemimizde olan Renate Reinsve’yi izlediğimiz A24 yapımı Backrooms, 10 milyon dolarla yapıldı. “Ne dilediğine dikkat et” mesajı üzerinden aşk ve saplantıya dair tehlikeleri, rıza kavramı ve erkekliği kurcalayan Obsession ise tamamı no-name oyunculara yer veriyor; bütçesi yaklaşık 1 milyon dolar.
Backrooms’un yönetmeni Kane Parsons 21’ine yeni bastı. Obsession’ın yaratıcısı Curry Barker da henüz 26 yaşında. Her ikisi de YouTube’da pişti. Çekim, kurgu ve kitle iletişimi gibi filmciliği ilgilendiren işleri göz önünde yapa yapa öğrendi. Örneğin Backrooms’un geçmişi; Parsons’ın sarı duvarlı floresanlı, penceresiz bir mekân fotoğrafından ilhamla 16 yaşındayken ürettiği bir buluntu film ve ondan türeyen web dizisine dayanıyor. Bu da seyirciye, yıllardır kendini yenileyerek, çağa adapte olarak büyüyen bir hikâyeyi takip etmek ya da en baştan keşfetmek gibi iki heyecanlı olanak sunuyor.

Sinema endüstrisi genç üreticilere alan açıyor ancak sinema seyircisinin yaş ortalamasının daha yukarılarda seyrettiğine yönelik önyargı henüz kırılmış değil. Hâlbuki ABD’nin en büyük çevrimiçi sinema bileti satış platformu Fandango’nun iki ay önce paylaştığı ankete göre film izlemek için sinemaya en çok Z, sonra da Y kuşağından insanlar gidiyor.
Sinners (Ryan Coogler) ve Weapons’ın (Zach Cregger) 2025’in en çok konuşulan yapımları arasına girmesi, “Peki neden korku?” sorusunu doğuruyor tabii. Çünkü genç jenerasyon, bir salonla birlikte nefesini tutmanın, şaşkınlık sesleri ve ince çığlıkları bir kalabalığın içinde takip etmenin hissini seviyor.
Box Office Türkiye’ye göre vizyona girdiği 29 Mayıs’tan bu yana üçüncü kez en yüksek hasılatı yapan Backrooms ve küresel kazancı 265 milyon doları aşan Obsession’ın vadettiği gibi filmden çıkınca zihnimizin karanlık dehlizleri ya da ilişkilerin karmaşık doğası hakkında sohbet edebilmek istiyor. Geleneksel stüdyoların alışılageldik fikirleri, işte bu yüzden eskisi kadar rağbet görmüyor.