Sahne ışıkları söndüğünde ya da kameralar kapandığında ünlülerin hayatının önemli bir parçası galiba kitaplar.Turnede, sette ya da stüdyoda geçirdikleri yoğun günlerin arasında pek çok ünlü isim, kitaplarla soluklanıyor; bazen bir romana kaptırıyor kendini, bazen bir biyografiden ilham alıyor, bazen de sadece kafasını dağıtacak sürükleyici bir hikâyeye sığınıyor. Biz de merakla yola çıktık ve en çok konuşulan isimlerin favori kitaplarına göz attık. Zendaya’dan Harry Styles’a, Dua Lipa’dan Lady Gaga’ya renkli bir liste hazırladık.

Zendaya – En Mavi Göz

Toni Morrison, Çevirmen: Zeynep Baransel (Sel Yayıncılık)

Tarihteki ilk Nobel ödüllü Siyah kadın yazar olan Toni Morrison’ın ilk kitabı En Mavi göz, kadınlara dayatılan güzellik algısının ve toplumdaki ırkçılığın bir çocuğun hayatını nasıl etkilediğini anlatır. Küçük Pecola, beyazlığın güzellik olarak dayatılmasından etkilenerek güzel ve sevilen biri olabilmek için mavi gözlere sahip olmayı takıntı hâline getirir. Irkçılık, güzellik standartları, çocukluk travması ve toplumsal dışlanmanın işlendiği romanda Pecola, aynı zamanda aile sorunları ve hayatın gerçekleriyle de yüzleşmek zorunda kalır.

Dua Lipa – Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz

Ocean Vuong, Çevirmen: Deniz Koç (Harfa Yayınları)

Şair Ocean Vuong’un Yeryüzünde Bir An İçin Muhteşemiz romanı, Vietnam Savaşı’ndan sonra Amerika’ya göç etmek zorunda kalan Little Dog lakaplı gencin, okuma yazma bilmeyen annesine yazdığı uzun bir mektup biçiminde kurgulanmış.Little Dog yazdıklarında çocukluğunu, ailesinin savaşın etkileriyle mücadelesini, annesiyle karmaşık ama bir o kadar da sevgi dolu olan ilişkisini anlatır. Vuong, geçmişin izleri ve günümüz dünyasının acımasızlığı içinde yaşarken hayatı anlamaya çalışmamızı, sevgiyi ve her şeye rağmen güzelliği keşfetmemizi istiyor.

Harry Styles – Zemberekkuşu’nun Güncesi

Haruki Murakami, Çevirmen: Nihal Önol (Doğan Kitap)

Haruki Murakami’nin Zemberekkuşu’nun Güncesi, sıradan bir hayatın yavaş yavaş labirente dönüşmesini anlatan, gizemli ve katmanlı bir roman. İşini bırakmış, sakin bir hayat süren Toru Okada’nın kaybolan kedisini ve eşini aramaya koyulmasıyla başlayan hikâye Murakami’nin diğer romanlarında da olduğu gibi bilinçaltı ve geçmiş temalarına değiniyor. Murakami, gündelik hayatın içine açıklanması güç olayları, tuhaf karakterleri ve rüya gibi karşılaşmaları yerleştirerek gerçeklikle hayal arasındaki sınırı her zamanki gibi bulanıklaştırıyor. Yalnızlık ve yabancılaşma duygusunu güçlü biçimde ele alan roman, okurunu cevaplardan çok soruların peşinde bir yolculuğa çıkarıyor.

Jacob Elordi – Gizli Tarih

Donna Tartt, Çevirmen: Güneş Becerik Demirel (İthaki Yayınları)

Pulitzer ödüllü yazar Donna Tartt’ın ilk romanı Gizli Tarih, seçkin bir üniversitede okuyan Richard Papen’in, Antik Yunanca dersleri veren karizmatik hocaları Julian Morrow’un çevresindeki küçük bir gruba dâhil olmasıyla başlar. Başlangıçta havalı gibi görünen bu grup, işlenen bir cinayetin ardından karanlık sırlarla birbirine bağlanır. Romanın benzerlerinden farkı, yazarın daha ilk sayfada cinayeti kimin işlediğini söylemesi. Böylece hikâye, cinayeti çözmeye değil, etrafında dönen olaylara ve sırlara odaklanıyor. Yazarın Antik Yunan edebiyatına duyduğu ilgiden esinlenerek yazdığı Gizli Tarih, ilk basımın üzerinden neredeyse 35 yıl geçmesine rağmen hâlâ tüm dünyadaki en iyi 100 gerilim romanından biri olarak anılmaya devam ediyor.

Anne Hathaway – Gizli Bahçe

Frances Hodgson Burnett, Çevirmen: Osman Çakmakçı (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Frances Hodgson Burnett’in Gizli Bahçe romanı toplum tarafından kabul görmüş kimsesiz çocuk hikâyelerini farklı bir noktaya taşır. Kaba ve şımarık bir kız çocuğu olan Mary, anne ve babasını kaybetmesinin ardından İngiltere’deki amcasının büyük ve gizemli malikanesine gönderilir. Burada gizli bir bahçe keşfeden Mary, kendisi gibi sevgisiz bir çocukluk geçiren Dickon’un yardımıyla bahçeyi canlandırmaya başlar; bu süreçte kendisi gibi sevgisiz büyümüş kuzeni Colin de onlara katılır. Bahçenin güzelleşmesiyle birlikte iki çocuğun dünyasının da değiştiği hikâyede, doğanın ve sevginin insanları iyileştirebileceğini, dostluğun dünyaya ve bir çocuğa nasıl umut katabileceği gösterilir.

Benedict Cumberbatch – Son Nefes Havaya Karışmadan

Paul Kalanithi, Çevirmen: Berna Gülpınar (Altın Kitaplar)

Paul Kalanithi’nin Son Nefes Havaya Karışmadan, genç bir beyin cerrahı olan yazarın dördüncü evre akciğer kanseri teşhisi almasının ardından hayatın anlamını yeniden düşünmesini anlatan sarsıcı bir kitap. Kalanithi, bir yandan insan beyninin ve bedeninin sınırlarını anlamaya çalışan bir doktor, diğer yandan kendi ölümlülüğüyle yüzleşen bir hasta olarak yaşamı  üzerine düşünüyor. Yazar, ölümü uzak ve soyut bir kavram olmaktan çıkarıp gündelik hayatın içine yerleştirmeye çalışıyor. Tıp bilgisini felsefi sorgulamalarla bir araya getiren Kalanithi, “Nasıl yaşamalı?” sorusunun cevabını, hayatının en hassas döneminde samimi ve yalın bir dille arıyor.

Lady Gaga – Genç Bir Şaire Mektuplar

Rainer Maria Rilke, Çevirmen: Anıl Alacaoğlu (Can Yayınları)

Rainer Maria Rilke’nin Genç Bir Şaire Mektuplar adlı eseri; Rilke’nin genç bir şair olan subay adayı Franz Xaver Kappus’a, şiir yazmak, sanatçı olmak, aşk, yalnızlık ve insanın kendisini tanıması hakkında yazdığı 10 mektuptan oluşur. Rilke, genç şaire kendi iç dünyasını anlamasını, sabırlı olmasını, yalnızlıktan korkmamasını ve sanatını başkalarının isteğine göre değil, kendi içinden geldiği gibi yapmasını öğretmeye çalışır. Eser, sanat, yaşam ve insanın kendini tanıması üzerine yol gösterici bir rehber niteliğinde.

Cillian Murphy – Böyle Küçük Şeyler

Claire Keegan, Çevirmen: Umay Öze (Jaguar Kitap)

Küçük görünen bir iyilik aslında büyük bir anlam taşıyabilir. Böyle Küçük Şeyler, 1980’lerin İrlanda’sında karısı ve beş kızıyla birlikte yaşayan kömür tüccarı Bill Furlong’un kömür teslim etmek için gittiği manastırda, kömürlüğe kapatılmış bir kızla karşılaşmasıyla kaderinin nasıl değiştiğini konu alır. Bu karşılaşma onu hem kendi geçmişiyle hem de toplumun görmezden geldiği adaletsizlikle yüzleştirir. Yazar, toplumun sessiz kaldığı haksızlıklara karşı vicdanının ve doğrunun peşinden gitmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor.

Natalie Portman – Anne Frank’ın Hatıra Defteri

Anne Frank, Çevirmen: Hakan Kuyucu (Epsilon Yayın Grubu)

II. Dünya Savaşı sırasında Nazi işgalinden saklanan Yahudi bir genç kız olan Anne Frank’ın hatıra defteri, Anne’in korkularını, umutlarını, hayatını ve geleceğe dair hayallerini anlatır. 1944’te tutuklanan Anne Frank, 1945’in başında Bergen-Belsen toplama kampında hayatını kaybetti. Holokost’un bireysel ve gündelik hayata etkisini gösteren tarihsel bir belge olan günlük, umutlarını ve hayallerini korumaya çalışan bir genç kızın gözünden özgürlüğün ve yaşamın değerine parmak basar.

Keanu Reeves – Monte Cristo Kontu

Alexandre Dumas, Çevirmen: Volkan Yalçıntoklu (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Genç denizci Edmond Dantès evlenme hazırlıkları yaparken işlemediği bir suç yüzünden hapse atılır. İçeride tanıştığı ve zamanla akıl hocasına dönüşen Abbé Faria adlı mahkûmdan büyük bir hazinenin yerini öğrenir ve hapishaneden kaçar. Hazineyi bulduktan sonra Monte Cristo Kontu kimliğine bürünür ve Paris’in soğuk sokaklarında kendisine ihanet eden kişilerden intikam almaya başlar. Fakat bir süre sonra Kont, intikamın yalnızca kendisine zarar verenlerin değil, masum insanların hayatını da etkilediğini fark eder. İhanet, adalet, intikam, kimlik ve affetme ekseninde ilerleyen hikâye, Edmond’un adalet ile intikam arasındaki çizgiyi fark etmesi ve geçmişinin yüküyle yüzleşmesini anlatıyor.

Lupita Nyong’o – Saga Cilt 1

Brian K. Vaughan, Fiona Staples, Çevirmen: Burç Üner (Marmara Çizgi)

Saga Cilt 1, hiç bitmeyen bir savaşın ortasında sıkışıp kalmış birbirine düşman bir gezegen ile uydusundan gelen iki askerin yasak aşkını anlatan çizgi roman. Alana ve Marko, aşklarının peşinden ordularını bırakırlar ve bedeli ne olursa olsun kendileri için tehlikeli bir dünyaya yeni bir hayat getirmek için tüm riskleri alırlar. Seri, yeni doğmuş bir bebek, yasak aşk ve hayatta kalma mücadelesiyle bilimkurguya farklı bir bakış getiriyor.

Aurora – Sahilde Kafka

Haruki Murakami, Çevirmen: Hüseyin Can Erkin (Doğan Kitap)

Son dönemin en çok konuşulan yazarlarından olan Haruki Murakami’nin dünyasına dalmak isteyenler için ilk durak: Sahilde Kafka. Gerçeklikle düşlerin birbirine karıştığı, hafıza, kader, yalnızlık ve kimlik üzerine gizemli bir yolculuk. Roman, babasının kehanetinden kaçmak için evden ayrılan 15 yaşındaki Kafka Tamura ile bir okul gezisi sırasında geçirdiği bir kaza yüzünden hafızasının büyük bir kısmını kaybeden 60 yaşındaki Nakata’nın birbirine paralel ilerleyen hikâyelerini takip ediyor. Konuşan kediler, gökten yağan balıklar ve gerçekliğin sınırlarını zorlayan tuhaf karşılaşmalar Murakami’nin elinde “bilim kurgu” havası vermeden okurundünyasında olağan hâle geliyor. Sahilde Kafka, her şeyi açıklamak yerine okurun kendi anlamını kurmasına izin veren; melankolik, sürreal ve yer yer tekinsiz atmosferiyle insanın geçmişinden ve kendisinden kaçıp kaçamayacağını sorgulayan bir roman.

Jennifer Lawrence – Anna Karenina

Leo Tolstoy, Çevirmen: Uğur Büke (Can Yayınları)

Lev Tolstoy’un Anna Karenina’sı, yalnızca yasak bir aşkın değil, aşk, evlilik, toplum ve bireysel özgürlük arasındaki çatışmanın güçlü bir tahlili. Anna’nın hayatındaki değişim üzerinden 19. yüzyıl Rus toplumunun ahlaki kurallarını, sınıfsal beklentilerini gözler önüne seren roman; aynı zamanda Levin ve Kitty’nin hikâyesiyle sevgi, aile ve anlam arayışına bambaşka bir pencereden bakıyor. Tolstoy’un karakterlerini siyah ve beyaz sınırlarında bırakmayan kalemi, romanı bugün bile canlı kılan unsurlardan biri. Toplumun beklentileriyle kendi arzuları arasında sıkışan karakterleriyle Tolstoy, aşkın kendisinden çok, aşk uğruna ödenen bedelleri sorguluyor.

Meryl Streep – Küçük Kadınlar

Louisa May Alcott, Çevirmen: Cevdet Serbest (Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları)

Louisa May Alcott’un Küçük Kadınlar’ı, dört kız kardeşin büyüme hikâyesi üzerinden aile, dostluk, kadınlık ve aileden ayrışarak kendi hayatını kurma arzusu üzerine sıcak ve zamansız bir roman. Dört kardeş birbirlerinden oldukça farklı karakterlere sahip; biri evliliği ve aile hayatını önemserken, bir diğeri kendi ayakları üzerinde durabileceği bağımsız bir yaşamın peşinden gidiyor. Özellikle Jo’nun yazarlık tutkusu ve dönemin kadınlara atfettiği rollerle mücadelesi, romanın en güçlü yanlarından birini oluşturuyor. Büyük olaylardan çok gündelik hayatın küçük sevinçleri, hayal kırıklıkları ve kardeşlik bağları üzerinden ilerleyen Küçük Kadınlar, büyümenin hem güzel hem de acımasız taraflarını samimi bir dille anlatıyor.

Jennifer Aniston – Trendeki Kız

Paula Hawkins, Çevirmen: Aslıhan Kuzucan (İthaki Yayınları)

Paula Hawkins’in Trendeki Kız’ı, bir tren yolculuğunda uzaktan izlenen kusursuz bir hayatın içindeki sırların açığa çıkmasıyla gerilimin giderek arttığı bir roman. Güvenilmez anlatıcılar, yer yer silik bir hafıza, alkolün ve travmanın bulanıklaştırdığı gerçeklik romanın atmosferini belirliyor. Hawkins, okuru sürekli olarak karakterlerin anlattıklarının ne kadarına güvenebileceğini sorgulamaya itiyor. Trendeki Kız, sıradan insanların hayatlarının göründüğü kadar kusursuz olmayabileceğini hatırlatan, merak duygusunu sonuna kadar yaşatan bir gerilim romanı.