Ayça Derin Karabulut bana The New York Times’ın Summer Reading Bucket List (Yaz Bitmeden Okunması Gerekenler) sayfasından biz de yapalım mı?” diye sordu. Ben de fikre bayıldım ve “Hadi!” dedim, “Yapalım.” İşte liste:

Son bir yılda yayımlanmış bir kitap
Bu madde için okuyacağım kitap Dinçer Güçyeter’in Almanya Masalımız kitabı olacak. Dinçer Güçyeter Almanya’da yaşayan ve Almanca yazan bir yazar ve şair. Eserleri Almanya’da çok okunuyor, çok övülüyor; bu kitabıyla da prestijli Leipzig Edebiyat Ödülü’nü kucakladı kendisi. Dinçer Güçyeter’in ismini ilk olarak değerli çevirmenimiz Regaip Minareci’den duymuştum. Kendisi, Almanya’daki özellikle ikinci kuşak Türklerin ürettiği edebiyatın (ki onun bir ismi de var: “Postmigrantsiche Literatur”) Türkiye’de yeterince farkında olmadığımızı oysaki Almanya’da bunun epeyce dikkat çeken bir mesele olduğunu söylemiş, özellikle Dinçer Güçyeter’den bahsetmişti. Güçyeter’in kitabı nihayet birkaç ay evvel Türkçeye çevrildi. Yabancı olmayı, vatansızlığı, ait olamamayı odağına alan bu metni çok merak ediyorum.

Normalde okumadığın türden bir kitap
Buna cevabım biraz komik ve ürün yerleştirme tadında olacak ama olsun: Eşim Eray Özer’in kitabı çıkacak yakında; İran üzerine bir araştırma metni, ismi İran’ı Anlamak. Kitabı baskıya gitmeden okudum elbette ama basılı hâlinden bir kez daha okuyacağım. İran’ı anlamak için çok iyi bir kaynak oldu. Malum, kurmaca dışı çok okumuyorum ama eş durumundan okuyacağım kitabı. Açıkçası bilmediğim çok şey de öğrendim ve Eray’ın kocaman konuları konuşma diliyle sıkmadan anlatmasını da çok seviyorum. Bonus: Kitap bana ithaf edildi. Hayatta ilk defa bana bir kitap ithaf ediliyor, onun da konusu mollalar! Hayatta neler oluyor!

The New York Times’ın 21. yüzyılın en iyi 100 kitabı listesinden bir kitap
Okuyacağım, hem de listenin bir numarasını. Elena Ferrante’nin eseri Napoli Romanları da bu yazki hedeflerim arasında. Çevirmeni sevgili Eren Yücesan Cendey geçen yaz bana bu dörtlemeyi okuma ödevi vermişti, ödevimi bir yaz gecikmeli olarak tamamlamayı hedefliyorum. Bakalım ben de herkes kadar çok sevecek miyim? Yani bu maddeye cevabım, serinin ilk kitabı olan Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım olsun.

Çok kısa ya da çok uzun bir kitap
Ah, yaz benim için uzun kitaplar okuma mevsimi ve ne okuyacağımı çok iyi biliyorum: Olga Tokarczcuk – Yakup’un Kitapları. Bu çok övülen modern başyapıtı çıktığı günden beri okumak istiyorum ama bir türlü o vakti yaratamadım; işte bu yaz, o yaz olacak. Neyle karşılaşacağımı bilmiyorum; bu serüven için çok heyecanlıyım.

Uzun zamandır okumayı / yeniden okumayı düşündüğün bir klasik
Ulysses diyeceğim ve muhtemelen bu maddeden kalacağım… Ama artık cesaretimi toplayıp bu büyük klasiği okumayı çok arzu ediyorum. James Joyce’tan korka korka bu yaşıma geldim, 40 olmadan bu meseleyi çözmek istiyorum. Bir seneden az vaktim var yani. Bana şans dileyin yahut hadi gelin, bana eşlik edin.

Yaz mevsiminde geçen bir kitap
Françoise Sagan’ın bir türlü okuyamadığım Hoş Geldin Hüzün’ünü bu yaz okumayı arzu ediyorum. Sagan’ın henüz 18 yaşındayken yazdığı, Otto Preminger tarafından sinemaya da uyarlanan bu kitap nicedir aklımda. Fransız Rivierası’nda geçen bir yaz öyküsü. Bir genç kadının, babasının bir kadına âşık olmasıyla yaşadığı çalkantıları anlatıyor. Dileyenler için grafik roman versiyonu da var.

Çeviri bir kitap
Okurum, zaten en çok yaptığım iş o! Bu maddeye herhangi bir şey yazılabilir, bu yazki hedeflerimden bir diğerini yazayım madem. David Grossman’ın Ülkenin Sonuna’sını artık bu yaz okumaya kararlıyım. O kadar çok övülen bir metin ki bu, beklentim çok büyük. Kötü bir haber alacağından emin olan, o haber geldiğinde de evde olmamak için uzun bir yolculuğa çıkan bir kadını anlatan bu kitabı seveceğime şimdiden emin gibiyim.

Ekrana uyarlanmış bir kitap
Christopher Nolan’ın uyarlamasını bahane edip Homeros’un dev eseri Odysseia’yı yeniden okumak için harika bir zaman. Dünyanın en çok referans verilen kitaplarından biri olmalı Odysseia; malum, Ulysses bile ondan yola çıkarak yazıldı. Ben vaktiyle okudum ama tekrar okumayı da çok arzu ediyorum. Gerçi filme dair ciddi endişelerim var, Nolan’ın son dönem sinemasını pek sevmediğimden ortaya tuhaf bir iş çıkarabileceğine dair kaygılarla doluyum ama kitabı tekrar okumak için şahane bir gerekçe olduğu da muhakkak.

Bir sesli kitap / yazar okuması
Sesli kitap konusunda son zamanlarda türlü adımlar attım, kendimle gurur duyuyorum. Genelde sesli kitaba mesafeliyim ama mesela geçenlerde Aylin Balboa’nın -tam da bu derginin sayfalarından doğurduğu- Bu Hikâye Senden Uzun Osman’ının bir kısmını okumak yerine dinledim ve baktım ki yapabiliyorum! Sesli kitaba odaklanmakta sorun yaşayan biri olaraksanırım bu konuda kendimi geliştirmeye başladım. Bu yaz biraz Latife Tekin okumak istiyorum; Berci Kristin Çöp Masalları’nı belki bu kez okumam da Tilbe Saran’ın şahane sesinden dinlerim.
Yerel kütüphanenden, tercihen kütüphanecinin önerdiği bir kitap
Bu madde çok ilginç; bunu yapacağım, bakalım bahtıma ne çıkacak? O kadar uzun zamandır kütüphaneye gitmedim ki kütüphanecilerimiz neler öneriyor çok merak ediyorum. Buraya bir kitap yazamıyorum ama “Challenge accepted.” diyorum. Görelim!