Halit Ergenç’i son dönemde oyunculuk dışındaki işleri ve hepimizi şaşırtan müzik zevkiyle konuşuyoruz. Önce Londra’da ortak olduğu börekçiyle gündeme geldi. Ardından yıllardır hoparlör ürettiği ortaya çıktı. Üstelik öyle “hobi olsun diye birkaç tane hoparlör yaptım” gibi bir şey değil. Yaklaşık 15 yıldır yüksek segment ses sistemleri üzerine çalışıyor; özel üretim ürünlerin fiyatlarının 1.500 eurodan başlayıp 45 bin euroya kadar çıktığı aktarılıyor.

Dahası var: Bu hoparlörlerden bazıları Hollywood’a kadar gitmiş. Warner Bros.’un Tom ve Jerry filminin Londra’daki setinde kullanılan ürünler için Ergenç de sete gitmiş. Hoparlörlerin teslim edilmesi, kurulması ve çekim sırasında doğru şekilde görünmesiyle ilgilenmek üzere, ürün temsilcisi olarak orada bulunmuş. Kendisinin anlattığına göre sette kimseye oyuncu olduğunu da söylememiş. Bir oyuncunun film setine oyuncu olarak değil, kendi ürettiği hoparlörlerin başında durmak için gitmesi, başlı başına tuhaf bir hikâye. Ama Halit Ergenç’in hayatına biraz daha yakından bakınca bu tuhaflık giderek anlam kazanmaya başlıyor. Çünkü hoparlör hikâyesinin kökü aslında çok daha eskiye, müziğin içine doğduğu çocukluk yıllarına kadar uzanıyor.

Sanatçı bir babanın oğlu

Halit Ergenç, 30 Nisan 1970’te İstanbul’da dünyaya geldi. Babası Mehmet Sait Ergenç, Şehir Tiyatroları mensubuydu ve arabeskin Türkiye’yi sardığı yılların tanınmış bestekârlarından biriydi. Ergenç’in 2014’te Boğaziçi Üniversitesi’nde yaptığı bir söyleşide anlattığına göre evlerine çok sayıda müzisyen gelip gidiyor, Orhan Gencebay ve Adnan Şenses gibi isimler babasından beste almaya geliyordu. Üstelik Sait Ergenç, bir yandan ticaretle de uğraşıyor, kunduracılık yapıyordu. Yani Ergenç ailesi için sanatın yanında ticaretle uğraşmak bir aile geleneği denilebilir. Lise yıllarında şarkı söylemeye başladı, okul orkestrasında solistlik yaptı. Bugün müzik zevkiyle yeniden gündeme gelen Halit Ergenç’in hikâyesinde müzik sonradan keşfedilmiş bir hobi değil. Fakat gençliğinde kendisi için planladığı hayat, müzikten oldukça farklıydı. Mutsuz bir evde büyüdüğünü söyleyen Ergenç’in tek hedefi babası gibi sanatçı olmamaktı. Teyzelerinin eşlerini rol model alarak mühendislik yazdı. Üniversitede geçirdiği bir-iki yılın ardından bu yolun kendisine göre olmadığını fark etti ve “İnsan genlerinden kaçamıyor, müzik çağırıyor” diyerek mühendisliği bıraktı.

Aynı dönem konservatuvar sınavına girdi; Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Opera bölümünü kazandı. Daha sonra okulda müzikal bölümü açılınca bölüm değiştirip Müzikal Tiyatro Oyunculuğu bölümüne geçti. Konservatuvar yıllarında hayatını sürdürebilmek için birbirinden farklı işlerde çalıştı. Bilgisayar operatörlüğü ve pazarlamacılık yaptı, nota çevirmenliği gibi işlerde çalıştı. Pencere camlarına güvenlik ve güneş filmi uyguladı. Paspas sattı. Karaborsada bilet sattı. Hatta bir fuarda robot kostümü giyip robot dansı yaptı.

Bu virajlı ve yokuşlu yollar onu, bugün Türkiye’nin en tanınan oyuncularından biri olan Halit Ergenç yaptı.

İşin ilginç tarafı, bunları yaparken sahneden de uzak değildi. Öğrencilik yıllarında Ajda Pekkan ve Leman Sam’a vokalistlik yaptı. Aynı dönemde kendinden alt sınıftaki öğrencilere dans dersleri verdi ve Ajda Pekkan’ın konserlerinde dansçı olarak da yer aldı. Leman Sam’ın İlla albümünün vokal kadrosunda kendi adını da yazdırdı. Dolayısıyla Ergenç’in müzikle ilişkisi yalnızca “müzik seven oyuncu” düzeyinde değildi. Daha oyuncu olarak tanınmadan önce zaten sahnenin içindeydi. Şarkı söylüyordu. Dans ediyordu. Müzik eğitimi alıyordu ve küçük rollerle ekranları deneyimliyordu.

Ergenç, inatla “Ben müzikalciyim” dese de Haldun Dormen “Hayır, sen şarkı da söyleyebilen oyuncusun” diyerek onu oyunculuğa yönlendirdi. 1996 yılında Dormen Tiyatrosu’nda Kral ve Ben müzikaliyle profesyonel oyunculuk kariyerine başladı.

Aynı yıl Kara Melek ile başlayan televizyon kariyerinin ardından Böyle mi Olacaktı, Dedem, Gofret ve Ben, Esir Şehrin İnsanları, Aliye ve Binbir Gece gibi yapımlar geldi. Aliye ve Binbir Gece ile daha geniş bir izleyici kitlesine ulaştı. Ardından onu ilk gördüğümüzde Halit yerine Süleyman dememize sebep olan Muhteşem Yüzyıl. Kanuni Sultan Süleyman karakteriyle Halit Ergenç artık Türkiye’de yalnızca tanınan bir oyuncu değil, popüler kültürün en belirgin yüzlerinden biri hâline geldi.

Baharda trap konserine gidelim hünkarım

Oyunculuğa bir süre ara veren Ergenç, son olarak Metro Boomin’in İstanbul konserinde seyircilerin arasındaydı. Daha önce de Travis Scott, Kanye West ve Björk konserlerinde görüntülenen oyuncu, sosyal medyadaki “Halit Ergenç’in playlistini merak ediyorum.” yorumlarının ardından Spotify profilini paylaştı. Listelerinde kimler var kimler… Merak edenler için buraya linkini bırakıyorum. Konservatuvarda opera okumuş, müzikallerde başrol oynamış, arabesk bestekârının oğlu olan ve 15 yıldır ses sistemi üreten birinin trap prodüktörü dinlemesi şaşırtıcı olmayabilir tabii ama İlber Ortaylı’dan Kanuni dinlesek bile kafamızdaki Sultan Süleyman, Halit Ergenç olduğu için durum biraz ilginç geliyor.

Belki de onu ilginç kılan şey sadece “oyunculuk dışında da çok şey yapması” değil. Bir şey olduktan sonra onunla yetinmemesi, “Tamam, ben oldum” dememesi.

Bir gün mühendis olmaya çalışıyor. Ertesi gün opera sınavına giriyor. Bir süre sonra Ajda Pekkan’ın arkasında dans ediyor. Sonra Leman Sam’ın albümünde vokal yapıyor. Yıllar sonra Kanuni Sultan Süleyman oluyor. Ve bugün, Björk’ü ön sıralardan dinlerken, bir yandan da Bursa’daki el yapımı hoparlörlerinin nasıl daha kaliteli ses vereceğini düşünüyor. Bu yüzden “Halit Ergenç’in ikinci işi ne?” sorusu hep biraz eksik kalıyor.

Yeri gelmişken 510 sene önce bugün, Kanuni Sultan Süleyman’ın onuncu Osmanlı padişahı olarak tahta çıkışını kutlar ve bir kez daha hatırlatırız: Taht Mehmet Günsür’ün hakkıydı.

Ana görsel: İlker Güzen