Dilimizin güzel şairi Şükrü Erbaş, bir cinayete değil, bir tarihsel dönüşüme çağırdığı “Köylüleri niçin öldürmeliyiz”in dizelerinde şöyle bahseder:

çünkü onlar ilk akşamdan uyurlar
yarı gecelerde yıldızlara bakarak
başka dünyaları düşünmek gibi tutkuları yoktur

Geçenlerde Seda P., onu dinlediğim Sakman Sahne’de Woody Guthrie’yi anınca bir ev sahibi olarak içimden geçirdim: Belki de köylülerden sonra sıra ev sahipliğinin ölümündedir!

Kiracınız bir müzisyen

Amerikan folk müziğini protest sözlerle buluşturan Guthrie, Bob Dylan’dan Bruce Springsteen’e kadar başka ses çıkaranlara ilham verdi. Oklahoma’dan California’ya göçmen işçilerle yolculuk ederek onların dilindeki isyanı notalara döktü. Şehre geldiğinde de kalbi, altta kalan yoksullarla attı. Amerikan halk müziğinin en büyük, en “tepkili” seslerinden biri olarak tarihe geçti. Ama o gün, Guthrie’yi anmamızın nedeni daha çok kiracılığıydı.

Orada beni durdurmaya çalışan büyük, yüksek bir duvar vardı
Üzerinde ‘özel mülk’ yazan bir tabela boyanmıştı
Ama arka tarafında hiçbir şey yazmıyordu
Bu toprak senin ve benim için yaratıldı

Hepimizin bir filmde ya da bir radyo programında dinlediği, belki de Amerikan millî marşına alternatif olabilecek “This Land is Your Land”in (Bu toprak senin toprağın) yazarı Guthrie’nin oturacağı bir evi yoktu. Bunun sonucu elbette kiracı olmaktı.

Şarkısında “California’dan New York’a bu toprak senin ve benim” diyen Guthrie, Brooklyn’deki meşhur apartman kompleksi Beach Haven’de iki yıl boyunca kiracı oldu.

“Seçkin bölge” değil, “sürtük yuvası”

Guthrie’nin evinin hikâyesini o günden bugüne getirense ev sahibiydi. Zira o mülk sahibi bugünkü ABD Başkanı Donald Trump’ın babası Fred Trump’tan başkası değildi.

İhtiyar Trump biliyor
Ne kadar ırksal nefret kışkırttığını
İnsan kalplerinin kan çanağında
O renk çizgisini çektiğinde
Buradaki bin sekiz yüz ailelik projesinde

Şarkının hikâyesi o gün olağan sayılanın görülmesine dayanıyor. Çünkü Guthrie, oturduğu apartmanda şunu fark etmişti: Hiç Siyah komşusu yoktu. Beyaz, bembeyaz kiracıların olduğu bir apartmandı. Hiç de tesadüf değil. Bay Fred Trump, kiracılarını siyah olmayanların içinden seçiyordu.

Şimdi olsa belki “seçkin bölge” diye pazarlanır! Guthrie böyle düşünmüyordu. Oraya “sürtük yuvası” adını takmıştı.

1954’te ev sahibi Fred Trump ile alay eden bir şarkı yazdı. “Old Man Trump” da böyle ortaya çıktı. Şarkı diğer adını apartmanın adından aldı: “Beach Haven benim evim değil!”

Beach Haven benim evim değil!
Bu kirayı ödeyemem!
Param boşa gitti!
Ve ruhum çok kötü durumda!
Beach Haven, siyahi insanların dolaşmaya gelmediği
cennet gibi görünüyor!

Bugün yazılmış gibi bir kiracı şarkısı

Dinlememeniz normal. Çünkü Guthrie şarkısını bitiremedi. Bir plağa da kaydedemedi. Tarih olduğu gibi seyretseydi şarkıyı muhtemelen hiç bilmeyecektik.

Ta ki o güne kadar…

Uzmanlığı Woody Guthrie olan müzisyen Profesör Will Kaufman, arşivlerde pek çok şeyin arasında bu şarkıyı da keşfetti. Donald Trump, birinci başkanlığına doğru yürürken Ryan Harvey şarkıyı tamamladı. 62 yıl önce babaya yazılmış olsa da şarkı bugün oğluna bir gönderme yapıyor gibiydi. Siyahları kiracı kabul etmeyen ev sahibi babanın yabancılardan hoşlanmayan emlak kralı başkan oğlu!

Guthrie’nin kızı Nora, babasının yazdığı şarkıyı orijinal hâliyle korumak istiyordu. Başarılı da oldu. Şarkıda “Trump’ın cenneti” ifadesinin “Trump’ın kuleleri” olarak değişmesini saymazsak pek de bir değişiklik olmadı.

Klibini önce siyah beyaz çekmeyi düşündüler. Zira nostaljik geçmişe yanıt veren bir görüntü olacaktı. Ama New York’un sorunları pek de “new” değildi. Konut sorunu hâlen devam ediyordu. Hâliyle bugün yazılmış olduğu söylense değişen bir şey olmayacaktı. Gerçekten de klibinde konut hakkı mücadelesi veren eylemciler oynadı. Mekânlar da günümüz konut eylemlerinin olduğu mekânlardı. Nitekim şarkının gelirinin bir kısmı Guthrie’nin anısına konut mücadelesi için yapılan dayanışma hesabına aktarıldı.

Baba nasıl mülk sahibi oldu?

Şarkıyla birlikte Beach Haven ilgi odağı oldu. Bugün el değiştirmiş apartman, eski püskü hâliyle eskisinden farklı olarak çoğunlukla göçmenlere kucağını açmış görünüyordu.

Beach Haven’ın yeniden yazılan tarihi de “mal sahibi mülk sahibi hani bunun ilk sahibi” dedirten türdendi. Zira II. Dünya Savaşı sonrası askerlerin ülkeye dönüşü ve New York’a büyük göç, şehrin nüfusunu artırmış, konut sorununu patlatmıştı. Belki halk için halktan yana bir çözüm olabilirdi. Bunun yerine iş adamlarına uygun krediler ve hibelerle büyük apartman blokları inşa edildi. Fırsatı kaçırmayan isim konut kralı Fred Trump’tı. Önce Beach Haven’ı yaptı. Sonra kiraladı. Her ikisinden de servet kazandı. Üstelik yaparken maliyeti yaklaşık 4 milyon dolar fazla göstererek devleti dolandırdığı gerekçesiyle soruşturma geçirdi.

Sadece apartmanın hikâyesi değil…

Baba Trump’ın ev sahipliği sicili de şarkıyla birlikte ortaya döküldü. ABD Adalet Bakanlığı 1970’lerde Baba Trump’ın emlak şirketine, Adil Konut Yasası’nı ihlal ettiği gerekçesiyle dava açmıştı. Evet, sebep tam da Gutrhrie’yi haklı çıkaracak cinsten, siyahilere ayrımcılık yapmaktı. Yasalar izin verse apartman girişine “Siyahlar giremez” yazacaktı. Bunun yerine Baba Trump, Siyah kiracı adaylarına ev vermemek için bin dereden su getiriyor, görmeye geldiklerinde “Tutuldu” dedirtiyor hatta tutmamaları için yüksek fiyat öneriyordu.

O gün 27 yaşında olan Donald Trump’ın gazeteye ilk çıkışı da bu olay sayesinde, yani babasını savunurken olmuştu. Başlık Guthrie’nin şarkısını doğruluyordu: “Şehirde büyük bir ev sahibi Siyahlara karşı ayrımcılık yapmakla suçlanıyor”. Varlıklı babanın yeni yetme oğlu Donald Trump, babasının yerine New York Times’a konuşmuş, bugünkü gibi cevap vermişti: “Bunlar tamamen saçmalık.” Haberlere göre Trumplar ABD hükûmetine 100 milyon dolarlık karşı tazminat davası açtı. Sonuçta karşılıklı davalaşma bir anlaşmayla sonuçlandı. Dev apartmandaki Trump laneti yıllar sonra, 2016’da, apartmanın sonraki sahipleri çevreyi kirlettiği için belediye tarafından ağır bir şekilde cezalandırıldığında tekrar hatırlandı.

Ona genetik hastalık kaldı

Babalar elbette her zaman çocuklar demek değildir.

Woody Guthrie’nin babası Charles da tıpkı Fred Trump gibi ırkçı Ku Klux Klan destekçisiydi. Ancak Woody babasından çok farklı bir yol çizmişti. Öyle ya, o bir kiracıydı. Donald ise hep ev sahibi. Belki koca ülkeye duvarlar örmek istemesinin bilinçaltına bu eşlik ediyordu.

Oğul Trump yıllarca lüks araçları, renkli özel hayatıyla magazin sayfalarına konu oldu. Sonunda ABD Başkanı olup tüm dünyayı kendinden bahseder hâle getirdi.

Kiracı Woody Guthrie ise onun kadar şanslı değildi. Ailesinden miras kalan binlerce apartman dairesi olmadı. Bunun yerine genetik Huntington hastalığını devralmıştı. Savaş kararı alan değil, II. Dünya Savaşı’na gönderilen bir gazi olarak yıllarca hastalıkla boğuştu. 55 yaşında hayata gözlerini yumdu. Ardında dev bir müzik arşivi, dillere dolanan şarkılar, ona öykünen müzisyenler ve üzerinde “Bu makine faşistleri öldürür” yazan gitarıyla boynu bükük bir fotoğrafı kaldı.

Yardım bürosunun yanında halkımı gördüm
Onlar aç dururken, ben orada merakla durdum
Bu topraklar senin ve benim için mi yaratıldı diye

Bu yazı KAFA dergisinin 141. sayısında yayımlanmıştır.