Her şey, elbette Sait Faik Abasıyanık’ın hayata bakışıyla başlar. Sait Faik, hikâyelerinde hiçbir zaman büyük lafların peşine düşmedi. Kahramanlarını kenardan seçti; balıkçıları, işsizleri, yalnızları, kasaba insanlarını yazdı. Edebiyatı bir vitrin değil, bir temas alanı olarak gördü. Hayatının sonunda verdiği karar da bu bakışın devamıydı: Yazdıklarının yalnızca okunmasını değil, bir işe yaramasını istedi. Bu yüzden annesi Makbule Abasıyanık’la birlikte, tüm telif haklarını Darüşşafaka Cemiyeti’ne bağışladı. Bu, Türkiye edebiyat tarihinde pek rastlanmayan bir şey. Bir yazarın eserlerinden doğan gelir, doğrudan anne ve babasını kaybetmiş çocukların eğitimine aktarılacaktı. Sait Faik’in hikâyelerinde gördüğümüz “insanı kollama” hâli, gerçek hayatta da karşılığını bulmuştu.
Sait Faik 1954’te hayatını kaybettikten sonra, bu vasiyet annesi tarafından resmîleştirildi. Ve annesi bir şart koyuyor: Sait Faik’in eserlerinden doğan gelirle, her yıl en iyi hikâye kitabına bir armağan verilecek.
Ve 1955’te ilk kez Sait Faik Hikâye Armağanı verildi. O günden bu yana ödül, aralıksız biçimde Darüşşafaka tarafından sürdürülüyor. Bu yıl ise armağan 72. kez verilecek. Türkiye’de bu kadar uzun süredir devam eden, üstelik hâlâ ilk niyetini koruyan kaç edebiyat ödülü kaldı, emin değiliz.
Kazanan eser, klasik geleneğe uygun olarak Mayıs 2026 içinde açıklanacak. Ön liste Nisan ayı içinde duyurulacak. Detaylar burada.

Ara Güler’in objektifinden Sait Faik Abasıyanık
Bu armağanı farklı kılan en temel şey şu: Sait Faik’in kitapları hâlâ basılıyor, okunuyor ve her baskı, Darüşşafaka’daki bir öğrencinin hayatına küçük ama somut bir katkıya dönüşüyor. Yani bu ödül yalnızca “en iyi hikâye kitabı”nı seçmekle kalmıyor; edebiyatın dolaşımda kalmasını, hayata karışmasını sağlıyor.
Yıllar içinde Sait Faik Hikâye Armağanı, Türk öykücülüğünün de hafızasına dönüştü. Orhan Kemal, Necati Cumalı, Adalet Ağaoğlu, Kâmuran Şipal, Ferit Edgü, Rasim Özdenören, Hulki Aktunç, Ayfer Tunç, Melisa Kesmez gibi çok farklı kuşaklardan, çok farklı dertleri olan yazarlar bu ödüle layık görüldü. Ödülün bir başka önemli tarafı da, yıllar içinde genç ve yeni seslere alan açması. Sait Faik Hikâye Armağanı, geçmişe saplanıp kalmayan; bugünün hikâyesini, bugünün dilini merak eden bir çizgide ilerliyor.
Bugün Burgazada’daki Sait Faik Evi bir müze. Eşyaları camların arkasında. Orayı da gidin görün, yolunuzu düşürün o ayrı ama Sait Faik’i canlı tutan asıl şey, her yıl yeniden verilen bu ödülde ve her Darüşşafaka öğrencisinin hayatında bıraktığı iz.