Veliefendi’de yılın bazı günleri diğerlerinden daha kalabalık, daha uğultulu, daha sabırsızdır. Tribünlerin yavaş yavaş dolduğu, çim pistin göz kamaştırıcı yeşilliğiyle kendini gösterdiği, yarış programına bakanların aynı ismin etrafında toplandığı günlerden söz ediyoruz. Gazi Koşusu günü böyle bir gün. Bu yıl ise biraz daha başka. Çünkü Türkiye’de at yarışçılığının en büyük klasiği, 28 Haziran’da 100. kez koşulacak.
Gazi Koşusu ilk kez 1927’de düzenlendi. Adını Mustafa Kemal Atatürk’ten alan yarış, Cumhuriyet’in ilk yıllarından bugüne aralıksız süren nadir spor geleneklerinden biri. İlk koşuyu Ali Muhiddin Hacıbekir’in sahibi olduğu Neriman isimli kısrak, jokey İhsan Atçı ile kazandı. O gün tribünde Atatürk ve İsmet İnönü’nün de bulunması, Gazi Koşusu’nu daha en başından yalnızca bir yarış olmaktan çıkarıp yeni ülkenin modern spor ve seyir kültürünün parçalarından biri hâline getirdi.

Gazi Koşusu’nun ağırlığı biraz da katı ve zarif kuralından geliyor: Gazi Koşusu’na yalnızca üç yaşında safkan İngiliz tayları katılabiliyor. Üstelik her safkanın bu yarışta koşma hakkı hayatında sadece bir kez var. Yani Gazi, telafisi olan bir yarış değil. Bir tay için tek şans, bir jokey için büyük sınav, bir yetiştirici için yıllarca sabırla beklenen o kısa an. Yarış birkaç dakika sürüyor ama o birkaç dakikanın arkasında uzun idman sabahları, dikkatle tutulan pedigri denilen soy kütükleri, sabırla büyütülen taylar ve sezon boyunca yapılan ince hesaplar var.
1927’den bugüne uzanan liste, aynı zamanda Türkiye yarışçılığının kendi hafızası. Bu isimler yalnızca sonuç çizelgelerinde durmuyor, neredeyse bir kuşağın ortak hikâyesine dönüşüyor. 1996’da Bold Pilot’ın Halis Karataş’la yaptığı 2.26.22’lik derece hâlâ Gazi Koşusu rekoru olarak anılıyor. Mümin Çılgın’ın dokuz Gazi birinciliği, Ahmet Çelik’in 2015’ten 2020’ye uzanan altı yıllık üst üste zaferi, Eliyeşil Ekürisi’nin yarış tarihindeki güçlü yeri…

BİR VELİEFENDİ KLASİĞİ
Gazi Koşusu 1968’den beri İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda koşuluyor. 2400 metrelik çim pist, o gün yalnızca safkanların değil, bütün bir yarış kültürünün sahnesine dönüşüyor. Sabah saatlerinden itibaren hipodromun havası değişiyor; kuponlar hazırlanıyor, eski yarışlar hatırlanıyor, favoriler konuşuluyor, sürpriz ihtimalleri ciddiyetle tartışılıyor. Tribünde yalnızca profesyonel yarışseverler yok. Merak ettiği için gelenler, çocukluğunda radyodan duyduğu isimleri hatırlayanlar, her yıl aynı yere oturanlar, şapkasını takıp bu geleneğin parçası olmak isteyenler de orada. Gazi günü, Veliefendi biraz eski İstanbul kalabalığına, biraz törene, biraz da kendine özgü bir yaz ritüeline benziyor.
Bu yılki koşunun 100. kez düzenlenecek olması, yarışın etrafındaki heyecanı doğal olarak büyütüyor. 2026 yarış programında, Gazi Koşusu’nu kazanan atın sahibine yarış ikramiyesine ek olarak 50 milyon TL özel ödül verilmesi öngörülüyor. Rakam büyük, evet. Ama Gazi’nin asıl karşılığı yalnızca ödül hanesinde yazmıyor. Bu yarışta kazanılan şey; kupanın, derecenin ve ikramiyenin yanında, Türkiye atçılık tarihinin en görünür sayfasına adını yazdırmak.

AT YARIŞI HEYECANI
At yarışlarının resmi platformu Bi’Talih de 100. Gazi Koşusu haftasında bu büyük yarışın heyecanına eşlik ediyor. Haziran 2024’te, 98. Gazi Koşusu haftasında kurulan platform; at yarışını yalnızca sonuçlara bakılan bir alan olarak değil, canlı yayınları, verileri, uzman yorumları ve yarış kültürüyle birlikte takip edilen daha geniş bir dünya olarak ele alıyor. Gazi Koşusu gibi köklü bir geleneğin bugün yeni izleyicilerle buluşmasında, bu tür dijital takip alanlarının da payı var. Çünkü artık hipodromdaki uğultuya ekran başındaki merak da ekleniyor.
28 Haziran’da Veliefendi’de start verildiğinde, 100. Gazi Koşusu’nun yeni şampiyonu belli olacak. Fakat o gün pistte yalnızca günün favorileri koşmayacak. Neriman’dan Bold Pilot’a, eski jokeylerden bugünün genç taylarına, Veliefendi’nin tribünlerinden yarış defterlerine kadar uzanan kalabalık bir hafıza da o çim pistte kendine yer bulacak. Gazi Koşusu’nun hâlâ bu kadar beklenmesinin nedeni belki de bu: Her yıl yeni bir yarış izliyoruz ama arkasında 100 yıllık bir ses duyuyoruz.

GAZİ KOŞUSU HAKKINDA BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?
- 1927’de Ankara’da koşulan ilk Gazi, 2000 metre mesafede yapıldı ve üç yaşlı taylarla sınırlı değildi. Bugün bildiğimiz 2400 metrelik, Türkiye’de doğmuş üç yaşlı safkan İngiliz taylarına ayrılmış klasik forma ise 1932’de kavuştu.
- İlk birincilik ikramiyesi 2 bin liraydı. Bugünün milyonluk ödülleriyle yan yana düşününce küçük görünüyor ama 1927 Türkiyesi için oldukça dikkat çekici bir meblağ.
- Yarış bugün Veliefendi’yle özdeşleşmiş durumda ama uzun süre Ankara’nın yarışıydı. 1936’dan itibaren Atatürk’ün isteğiyle gündeme gelen ve projesi İtalyan mimar Paolo Vietti Violi’ye hazırlatılan Büyük Ankara Hipodromu’nda koşuldu.
- Gazi Koşusu 1968’de ilk kez İstanbul Veliefendi Hipodromu’nda koşuldu ama sonra bir süre daha Ankara’ya döndü. 1979’da Büyük Ankara Hipodromu kapandıktan sonra, 1980’den itibaren Veliefendi kalıcı adres haline geldi.
- 1968’de Veliefendi’de yapılan ilk Gazi Koşusu’nun galibi, Burhan Karamehmet’in sahibi olduğu Asuvan’dı. Böylece yarışın İstanbul hafızası da Asuvan’ın adıyla açılmış oldu.
- Celal Bayar’ın Cap Gris Nez isimli safkanı 1929’da, İsmet İnönü’nün Olgo isimli safkanı ise 1930’da Gazi Koşusu’nu kazandı. Yarışın Cumhuriyet protokolüyle ilişkisi, yalnızca tribündeki varlıkla sınırlı kalmadı; bazı isimler doğrudan kazananlar listesine de girdi.
- Kaynaklarda 1938 yarışı, “Atatürk Koşusu” adıyla anılıyor. O yıl Halim Sait Türkhan’ın Romance isimli safkanı, jokey N. Horvath ile birinciliğe ulaştı.
- Gazi Koşusu’nu kazanan safkanın sahibine verilen Atatürk’ün at üzerindeki som gümüş heykeli, heykeltıraş Şadi Çalık’ın eseri. Bu ödülü ilk kez 1970’te Sadettin isimli safkanın sahibi Sadun Atığ aldı.
- Gazi Koşusu’nun kupasını yapan Şadi Çalık, Türkiye modern heykelinin önemli isimlerinden biri. Bu yüzden Gazi’de verilen ödül yalnızca spor kupası gibi değil, Cumhuriyet dönemi sanat hafızasından gelen bir nesne gibi de okunabilir.
- Yarış dünyasında bazen yalnızca kazanmak konuşulur ama Gazi’de start almak bile ayrı bir itibar taşıyor. Çünkü üç yaşlı tayların kariyerinde bu kapı yalnızca bir kez açılıyor; o yüzden listeye girmek bile uzun bir hazırlığın sonucu.
- Veliefendi’de gün boyu başka koşular, padok hareketliliği, tribün ritüelleri, şapkalar, kuponlar, piknik hissi ve hipodromun kendine özgü kalabalığı var. Ana yarış birkaç dakika sürüyor ama Gazi günü, neredeyse sabahtan akşama yayılan bir İstanbul ritüeli gibi yaşanıyor.