Yaşasın sonbahar geldi, en iyi kapalı alan aktivitelerinden biri sinemaya gitmek tabii. 9-18 Ekim’de İstanbul’da, 15-18 Ekim’de Ankara’da, 22-25 Ekim’de ise İzmir ve Mersin’de gerçekleşecek Filmekimi’nin biletleri 2 Ekim’de genel satışa açılıyor. Sizin için yılın merakla beklenen filmlerinden 10’luk bir liste hazırladık; çok kolay olmadı, o yüzden fazlasını da en aşağıya not aldık.

El partido / The Match / Maç
Yönetmen: Juan Cabral & Santiago Franco
Yıl 1986, Dünya Kupası çeyrek finallerindeyiz; İngiltere, Arjantinle karşılaşıyor. İki ülke dört sene önce Falkland Savaşı’nda cephede çarpışmış; orada kazanan İngiltere, bu kez sahada 2-1’lik skorla mağlup olup şampiyonadan eleniyor. Fakat maçı özel kılan tek şey bu değil. Maradona, “Tanrı’nın Eli” diye anılan ikonik golünü de orada atıyor. Prömiyerini maçın 40. yıl dönümünde Cannes’da yapan Juan Cabral ve Santiago Franco imzalı El partido, alışılmış spor belgesellerinin ötesinde, toplumsal hafıza ve kimliğe dair de zihin açıcı bir bakış sunuyor seyircisine.

Everytime / Her Defa
Yönetmen: Sandra Wollner
Avusturyalı yönetmen Sandra Wollner, Cannes’da Belirli Bir Bakış Ödülü’nü kucaklayan Everytime’da yasın döngüselliğine, azaldı zannederken “her defa” aynı şiddette vurmasına, dijital çağda ölümün bağlamının değişmesine, gidenlerin birer hayalete dönüşmesine ani kayıp yaşayan bir anne, küçük kız kardeş ve sevgili üzerinden bakıyor. Minecraft evreniyle gerçek dünya birleşiyor. Suyun yaşam ve ölümle, gün batımının vedalarla kurduğu bağ derinlemesine hissediliyor. Bunlar Tenerife’de bir deniz kıyısında yaşanırken Aftersun’ın da görüntü yönetmeni Gregory Oke; etrafı davetkâr ve ürpertici bir his bulutuyla kaplıyor.

Fjord
Yönetmen: Christian Mungiu
2007 yapımı 4 Months, 3 Weeks and 2 Days’ten sonra bu seneki Cannes’da Romanyalı yönetmen Christian Mungiu’ya ikinci Altın Palmiye’sini getiren Fjord, şimdiden izleyiciyi ikiye bölmüş durumda; sırf buna dair merakı gidermek için bile izlenebilir. Romanya’dan Norveç fiyortlarındaki uzak bir köye göçen, geleneklerine bağlı bir ailenin ergenlik çağındaki kızında fark edilen morluklar başlatıyor hikâyeyi. Köy halkı, polis ve yerel yargı sisteminin anne baba hakkındaki incelemesi üzerinden ebeveynlik, önyargı ve toplumlar arası kutuplaşmayı kurcalayan filmin başrollerini Renate Reinsve ile Sebastian Stan paylaşıyor.

Ga-neung-han sa-rang / Possible Love / Olası Aşklar
Yönetmen: Lee Chang-dong
Güney Koreli yönetmen Lee Chang-dong, Burning harikasından sekiz sene sonra gelen yeni filminde yolları kesişen bir fabrika işçisi ile bir belgesel yönetmeni ve ikisinin eşleri arasındaki karmaşık ilişkiyi araştırıyor. Hayatları adım adım iç içe geçen iki çift üzerinden karakterlerini aşk, arzu, bağlılık gibi kavramların gölgeli taraflarıyla yüzleştirirken birbirine zıt yaşam tarzlarını konu ederek sınıfsal uçurumun duygusal etkilerini de gözler önüne seren Possible Love, Venedik Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü’ne layık görüldü. Aynı zamanda Güney Kore’nin Oscar adayı oldu.

Le corset / Iron Boy / Demir Çocuk
Yönetmen: Louis Clichy
Cannes’da Belirli Bir Bakış Özel Jüri Ödülü’ne uzanan Iron Boy, merkezine sık sık düşmeye başlayan Christophe adlı bir çocuğu alıyor. Ailesine ait bir çiftlikte, babasının katı beklentilerini karşılamaya çalışarak yaşayan Christophe, doktor yönlendirmesiyle demir bir korse takmaya başlayınca müzikle haşır neşir olmaya başlıyor, yeni arkadaşlar ediniyor ve haylazlığı keşfediyor. Kâğıt üzerine çini mürekkebiyle çizilip sulu boyayla renklendirilmiş animasyonun yaratıcısı Louis Clichy, hikâyeyi Fransa’nın bir köyünde geçen kendi çocukluğundan ilhamla yazmış. Christophe’u ise oğlu Gary seslendirmiş.

Paper Tiger / Kâğıttan Kaplan
Yönetmen: James Gray
Paper Tiger ilk bakışta; Adam Driver, Scarlett Johansson ve Miles Teller’ı buluşturan yıldız oyuncu kadrosuyla dikkat çekiyor. Ad Astra’dan hatırlayabileceğiniz James Gray bu defa 1986 New York’unda geçen bir suç hikâyesinin içine duygusu yoğun bir aile dramı enjekte ediyor. Biri eski polis, diğeri mühendis iki kardeş, Rus mafyasına çalışarak kısa yoldan varlıklı olabileceğini düşünse de işler sarpa sarıyor. Ailelerini tehlikeye atmaları yetmezmiş gibi kardeşlik bağları da sınanıyor. Film 35 mm çekilmiş; dönem atmosferini inşa etmekteki becerisiyle öne çıkıyor.

Soudain / All of a Sudden / Birdenbire
Yönetmen: Ryûsuke Hamaguchi
Drive My Car ve Evil Does Not Exist’in ardından neyle döneceği merakla beklenen Japon yönetmen Ryūsuke Hamaguchi, All of a Sudden’da iki kadının dostluğunu takip ediyor. Paris yakınlarında bir yaşlı bakımevini insani koşulları iyileştirerek yönetmeye çalışan Marie-Lou ve hastalığı ilerlemiş oyun yazarı Mari’yi şefkat duygusu üzerinden birleştiren film, yakınlığın doğası kadar yaşam ile ölüm arasındaki tuhaf alanı da kurcalıyor. Japonya’nın Oscar adayı olan All of a Sudden, başrollerini üstlenen Virginie Efira ve Tao Okamoto’ya Cannes’da En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü paylaştırmıştı.

Un bon petit soldad / A Good Little Soldier / Örnek Asker
Yönetmen: Stéphane Brizé
Toplumsal gerçekçi filmleriyle bilinen Fransız yönetmen Stéphane Brizé, A Good Little Soldier’da odağına, büyük bir sigorta şirketinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak işe başlayan 43 yaşındaki Carla’nın, kurumsal hayatın çıkarcılığıyla insaniyet arasında yaşadığı çatışmayı alıyor. Kurumsal imaj kampanyasını yönetmek gibi büyük bir sorumluluk üstlenen Carla, hiyerarşide yukarıda gibi görünse de mecbur kaldığı tavizlerle kendisin de sistemin kurbanlarından biri olduğunu anlıyor. A Good Little Soldier, Venedik Film Festivali’nden En İyi Senaryo Ödülü’yle ayrılmıştı.

Wicker / İdeal Koca
Yönetmen: Alex Huston Fischer & Eleanor Wilson
Olivia Colman, Alexander Skarsgård, Peter Dinklage… Merak uyandıran bir kadro, değil mi? Yönetmen ikilisi Alex Huston Fischer & Eleanor Wilson Wicker’da, bir kasabada balıkçılık yapan, dışlanmış bir kadının hikâyesine mercek tutuyor. Komşularının dar görüşlülüğünden bıkıp usanan yalnız kadın bir gün sepetçiye, kendisine bir koca örmesi için sipariş veriyor. Ortaya çıkan hasırdan adam kasabada kaos yaratıyor çünkü uyum denen şey, birini mecazen yok etmeyi değil de iki kişinin birlikte var olmasını sağladığında öfke ve kıskançlıkla karşılaşmak kaçınılmaz oluyor.

Wild Horse Nine / Vahşi At Dokuz
Yönetmen: Martin McDonagh
The Banshees of Inisherin ile 2023’te gözleri üzerine çeken Martin McDonagh, yeni uzun metrajında seyircisini 1973’ün Paskalya Adası’na ışınlıyor. Şili’deki askeri darbeden az önce ortak bir görev için Santiago’dan adada gönderilen mazisi uzun iki CIA ajanı, Chris ve Lee, uluslararası komplolar arasında geçmişe bakmak zorunda kalıyor, güven duyguları sınanıyor. Venedik Film Festivali’nde Altın Aslan için yarışan Wild Horse Nine’daki oyunculuk performansları John Malkovich, Sam Rockwell, Steve Buscemi ve dahasına emanet.
Not: Seçkiden kimi filmler ekim içinde vizyona gireceği için onları burada analım istedik: Robert Pattinson’ın, tacizcilerin yakalandığı efsanevi reality show To Catch a Predator’ı hazırlayan Chris Hansen’ı canlandırdığı Primetime, Emmanuel Marre’nin Cannes’dan En İyi Senaryo Ödülü’yle dönen Notre Salut’ü, Paweł Pawlikowski’nin son numarası Fatherland, Rodrigo Sorogoyen’in Javier Bardem başrollü The Beloved’ı… Şef, yemek yazarı ve gezgin Anthony Burdain’in gençliğine mercek tutan Tony, şimdilik görünen o ki Türkiye’de vizyona girmeyecek; yakalamak isteyebilirsiniz. Rocky’nin yapım aşaması ve Sylvester Stallone’un verdiği mücadeleyi anlatan I Play Rocky, Yuval Abraham ve Rachel Szor’un İsrail’in Filistinlileri öldürmesinin ardındaki sistematiği anlattığı NAZA, Close’la hafızamıza kazınan Lukas Dhont’tan Coward ve All of Us Strangers’la içimizi yakan Andrew Haigh’den A Long Winter da aklınızda olsun.