Cenk Düzyol’un yakın zamanlı işlerini bir araya getiren ikinci kişisel sergisi Daha İyi Bir Yer, 4 Temmuz’a dek Martch Art Project’te. Serginin atmosferini kuran sessiz, belirsiz mekânlar, fiziksel coğrafyalar kadar içsel topografyaları da işaret ediyor. Düzyol bu kez figür kullanmaktan olabildiğince kaçınıyor, insanın doğa üzerinde bıraktığı izleri okutuyor. Daha İyi Bir Yer’in imzası, resimlerin yanıt vermekle ilgilenmeden sorduklarıyla izleyicilere kendi anlam alanlarını yaratma olanağı açması.

Sanatçının bu tavrı, başlığın işaret ettiği arama eylemiyle de bağ kuruyor. Zira insan zihnini daha iyi yerleri bulmaya yönlendiren itki mantıktan ziyade sezgilerdir çoğunlukla. Bazı çözümlere düşünceler değil, duygular ulaştırır; kimi zaman ise meseleler çözümsüz kalır. Galeri bunu şöyle açıklıyor: “Çözümsüzlükle yaşayabilme önerisi Düzyol’un resimlerini salt estetik bir deneyim ya da dayatılmış bir anlatının ötesine taşır. Burada teslimiyetten ziyade, farklı türden bir uyanış söz konusudur: Her şeyi anlamlandırma zorunluluğundan vazgeçmenin, belirsizliği tehdit değil bir başlangıç noktası olarak kabul etmenin mümkün olduğuna dair sessiz bir ısrar vardır.”

Life Happens, Love Stays, 2026, 100×140 cm, Tuval üzeri aklirik boya

Tamamlanmamış gibi, sanatçının deyimiyle “boğazda düğümlenen bir his”le baş başa bırakan Daha İyi Bir Yer’de manzaralar bir şeyleri biliyor da söylemiyor sanki. Cenk Düzyol, sözel ifadelerin peşinde değil ancak gökyüzünde beliren kimi yazılara da yer veriyor. Bu cümleler, arkeolojik kazıda ortaya çıkmış gibi bir etki yaratıyor. Birer davet gibiler. Adı koyulamayanlara ayna tutmak, onları yankılamak niyetindeler. Sanatçının geçmişten bu yana kullandığı ironi, ne tam anlamıyla melankoli ne tam anlamıyla özlem ne de tam anlamıyla umut verir. Düzyol’un ağzından söylemek gerekirse, “Üçünün de bir arada bulunabildiği eşik bölgedir.”

Sergide tek tük görünen figürler de sanki hayatta kalmaya çalışıyor; bu, ister yoğun bir bitki örtüsünün arasında, ister kuraklığın ortasında olsun, doğa karşısındaki küçüklüğümüzü hatırlatıyor: “Bu kayalıklar, bu gün batımları, neredeyse kendi benliğimizden daha tanıdıktır bizim için. Resimler bizi henüz adını bilmediğimiz ama belli belirsiz seçebildiğimiz bir yere hazırlar. Arayışın sonu gelmiyorsa da yapılabilecek en doğru şey bir banka oturup manzaraya doğru bakmak olabilir.”

Kapak görseli: Let me Tell You A Secret, 2026, 100×140 cm, Tuval üzeri yağlı boya