14 Şubat’ta klasik planların dışına çıkmak isterseniz sahneyi tiyatroya bırakmanın tam zamanı. Aşkı, ayrılığı, evliliği, tesadüfleri ve platonik kalp ağrılarını anlatan oyunlar bu yıl Sevgililer Günü’nü çok daha renkli ve sürprizli hâle getiriyor. Kimi güldürüyor kimi kalbin bir köşesine dokunuyor. İşte 14 Şubat’ta sahnelerde izleyebileceğiniz, aşkın her hâlini anlatan tiyatro oyunları.
En Sevdiğinden Başla-Tiyatro Hemhâl
Bu sezonun en çok sevilen oyunu desem yanlış olmaz. Tarkan konserine bilet bulmak daha kolaydır öyle söyleyeyim. Evet, sonuna kadar da hak ediyorlar. Çok iyi bir enerjileri, yaratıcı tarafları var. Oyunculukları zaten başarılı. Birlikte yaşayan ve birlikte üretmeye çalışan bir Leyla ve Ömer hem aşklarını hem de bireysel özgürlüklerini koruma mücadelesine tanık oluyoruz. Sanatla var olmaya çalışan bu iki insan, bir yandan birbirlerine tutunurken bir yandan da kendi hayallerini gerçekleştirmek ister; bu çatışma onları gerçek ile kurmaca arasındaki ince çizgide sürekli yeniden konumlandırıyor. Oyun, sevmenin yetip yetmediğini, birlikte üretmenin bir ilişkiyi güçlendirip güçlendirmediğini ve insanın önce kendine mi yoksa sevdiğine mi sadık kalması gerektiğini sorgulayan, günümüz ilişkilerine dair samimi ve düşündürücü bir hikâye sunuyor. Çok katmanlı bu oyunun seyir zevki de yüksek. Bilet bulabilirseniz iyi bir 14 Şubat etkinliği olur.

Seni Seviyorum İyi ki Ayrılmışız-YOLO
Romantik komedi filmlerinde başarılı bir oyuncu Şahin Irmak. Bu kez romantik komedi tiyatro sahnesinde. Bu oyun o filmlerin sahnede yansıması yani. Partneri ise Melis İşiten. Leyla ve Sami, genç yaşta evlenen fakat ilişkilerini sürdüremeyen bir çift olarak boşanıyorlar. 14 yıl sonra Sami yeniden evlenmek üzereyken düğünün yapılacağı yerde Leyla’yla karşılaşıyor. Çünkü Leyla düğünün organizatörü! İki tarafın gözünden ayrılık süreçlerini gördüğümüz, flashbacklerle hem bize hem karakterlere geçmişi hatırlatan bir oyun. Zaman zaman basit espriler sunsa da genel olarak eğlenceli. Komedi var, ilişkiler üzerine tespitler var. Çiftlerin seveceği bir anlatı. Tiyatroyu sanatsal bir gözle incelemek yerine keyifli bir akşam yaşamak isterseniz Akatlar Kültür Merkezi’nde.

Ölü’n Bizi Ayırana Dek-Bult Yapım & Oyun Adamı
Sadece İstanbul oyunlarında bahsetmiyoruz. Bir de İzmir oyunuyla geldik. 9. sezonunda bir oyundan bahsedeceğiz. 1000’in üzerinde bir oyun gösterimi yapan oyundan. Başrollerinde Ebru Cündübeyoğlu ve Hakan Yılmaz’ın yer aldığı oyunun komedisi yüksek. Cansu ve Serdar, evlilikten o kadar yorulmuştur ki boşanmayı bile kutlamaya karar verirler. Ancak bu “veda partisi” sabahı, aynı yatakta sızmış hâlde uyanmalarıyla başlar ve salondaki kanepede yatan bir cesetle bambaşka bir boyuta taşınır. Birbirlerine bakıp “Hangimiz katil olduk acaba?” diye sorarken, bir yandan da ilişkilerinin bütün defterini açarlar: eski kavgalar, unutulmuş kırgınlıklar, tuhaf anılar… Hafızaları geldikçe sürprizler çoğalır, panik büyür, kahkaha kaçınılmaz olur. Cinayet mi daha büyük dert, yoksa evlilik mi? Oyun tam olarak bu ikilemin ortasında kopan absürt ve bol kahkahalı bir hesaplaşmaya dönüşür. Ege Üniversitesi Atatürk Kültür Merkezi’nde.

Tevafuk-Mek’an
Şâmil Yılmaz’ın kalemini bakış açısını seviyorum. Özellikle geçen sezon sahnelenmeye başlayan 9/8’lik Kıyamet çok çarpıcıydı. Bu sezon da Tevafuk’la karşımızda. Klasik bir kadın-erkek ilişkinin dışında bir oyun. Aynı yaşta ama bambaşka dünyalardan gelen iki genç adam… Biri muhafazakâr bir ailenin “tek umudu”, diğeri mesleği gereği romantizme mesafeli bir eskort. Kader onları bir otel odasında karşılaştırıyor ve asıl oyun burada başlıyor: Para çok net, çok güçlü; aşk ise biraz muallak, biraz hayal ürünü, biraz da “acaba mı?”. Büyük sınıf çatışmaları, küçücük bir odada oynanan duygusal bir tiyatroya dönüşüyor. Birbirlerine inanırlarsa her şey değişecekmiş gibi olur ama tabii işler o kadar kolay değildir. Oyun içinde oyunlar, laf sokmalar, iç dökmeler ve absürt tartışmalar arasında seyirci hem gülüp hem “ya bu iş cidden olabilir mi?” diye düşündürüyor. Bahçe Galata’da sizleri bekliyor.

Bekleyen Dargın Anılar-2383 Yapım
Bir de mutsuz aşk hikâyesinden bahsetmeyelim mi? Platonik âşıklar burada mı? Bu oyun size göre. Talin Azak’ın öyküsünden yola çıkılan Ahmet Sami Özbudak’ın kaleme aldığı Bekleyen Dargın Anılar. Annesinden miras kalan terzilikle hayatını sürdüren Yadigâr, bize hikâyesini/hayalini anlatmaya başlıyor. Çocukluğundan beri beraber olduğu arkadaşları Selma ve Yusuf’la birlikte üç yakın arkadaşlar. Yıllar geçtikçe Selma ile Yusuf birbirine ilgi duymaya başlıyor. Aslında Yadigâr da Yusuf’a karşı boş değil ama açılamıyor. İçine atıyor, sessiz kalıyor. Oyun boyunca da bize yaşadığı anları aktarıyor. Oyuncu Pınar Yıldırım sahnede seyirciyle kurduğu interaktiflikle başarılı bir performans sergiliyor. Hikâyede içine kapanık insanların sesi oluyor. Aşk hikayelerine bir de bu gözle bakmak isterseniz nostaljik bir yolculuk tercih edilebilir. Üstelik ikinci bilet ücretsiz. Perispri Art Gallery’de izlenebilir.