Sosyal medya hayatımızın merkezine yerleşmesiyle birlikte uzaktan, yakından, ekrandan, marketten tanıdığımız bir kişi ya da marka hoşumuza gitmeyen bir şey yapınca hemen klavyeye sarılıp hedefe koyduğumuz kişi ya da markayı toplum dışına itmeye çalışıyoruz. Küsmeyi millî spor olarak yapan bir toplum, günde ortalama sekiz saatini internette geçirince her güne ayrı bir boykot, her saate yeni bir iptal kampanyası düşüyor. Derine dalmadan önce kavramları yerine oturtalım. Linç, iptal kültürü ve boykot!
LİNÇ KELİMESİNİ YANLIŞ KULLANIYORUZ!
Sosyal medyada bir kişi ya da kurumun hedefe konularak toplum dışına itilmesini “linç” kelimesiyle karşılıyoruz. Lince uğramak, linç yemek gibi deyimler artık gündelik dilimize girmiş durumda ancak bu yaygın kullanım ne kadar doğru? Linç kelimesinin sözlük anlamı insanların toplu hâlde kendilerine göre suç olan bir davranışından ötürü birini, yasa dışı ve yargılamasız olarak öldürmesi anlamına geliyor. Hukukta yargısız infaz demek olan bu kavram adını Amerika’nın Virginia eyaletinde bir toprak ağası olan William Lynch’ten alıyor. Aynı zamanda kendisini hâkim sayan bu şahsın “linç kanunu” dediği eylem, bir grup insanın yasa dışı bir şekilde bir kişiyi suçlu ilan ederek asmasını ifade ediyor. 1810’larda başlayan bu uygulama beyazların toplu hâlde suçu hiçbir mahkeme tarafından onaylanmamış masum siyah bireyleri katlederek onların bedenlerini ağaçlara asmasıyla sonuçlanıyor. Billie Holiday’in Strange Fruit şarkısında insanın ruhunu esir alan bir metafora dönüşen bu uygulama 20. yüzyılın başlarında milyonlarca insanın mücadelesiyle son buluyor. Özellikle siyahlar için kanlı bir tarihe sahip bir kavramın bizde sosyal medyada bir kişi ya da kuruma söylenen sözlere indirenmiş olması hem ahlaken hem tarihsel olarak sıkıntılı bir durum. O nedenle bu yazıda ben linç kültürü yerine boykot ya da iptal kültürü kavramlarını kullanacağım.
İPTAL KÜLTÜRÜ YA DA BOYKOT NEDİR?
Boykot ya da daha akademik deyimle iptal kültürü bir kişinin bir grup tarafından toplumsal alanın dışına itildiği modern bir dışlama biçimidir. The Merriam-Webster sözlüğü iptal kültürünü özellikle sosyal medyada bir kişi, kurum ya da markanın kamuya açık alanda ahlaken yanlış bir şey yapması ya da söylemesi hâlinde o kişi, kurum ya da markadan desteği kesmenin ya da “iptal etmenin” topluca yapılma hâli olarak tarif eder. Amaç; hoşumuza gitmeyen, sevmediğimiz ya da bize karşı olduğunu düşündüğümüz kişi ya da kurumun sesini kısmak, varlığını yok saymak, yani iptal etmek. İptal kültürü ve boykot kavramları aslında birbirine çok yakın hatta zaman zaman aynı eylemi ifade ediyor. İlki daha çok sosyal medyada, ikincisi ise daha ziyade reel hayatta aynı eylemi tarif etmek için kullanılıyor.
SOSYAL MEDYA BİZİ ANONİM HEDEFİ GÖRÜNÜR YAPIYOR!
Sosyal medya üzerinden bir insan ya da kurumu boykot etmeye dair ilk çalışmalar 2014 senesinde literatüre “social media firestorm” yani sosyal medya ateş fırtınası olarak girdi. Buradaki “ateş fırtınası” metaforu sosyal medyada bir söylentinin kullanıcıdan kullanıcıya tıpkı bir orman yangınında olduğu gibi hızlı ve artarak geçişini ifade ediyor. Sosyal medyada boykot kültürünün günümüzde bu kadar yaygın olmasının temel sebebi boykotun artık bir tıkla mümkün olması. Sosyal medyanın sunduğu anonim ortamda bir kişi ya da kurumu boykot etmenin o boykotu yapan kişiye maliyeti ya çok düşük ya da hiç yok. Sosyal medyada iptal eylemi ile gerçek hayatta boykot eylemi arasında bir ayrım yapmamız gerekiyor.
Dünyanın her tarafında tüketim kültürünün yaygınlaşmasıyla birlikte boykot kültürü de yaygınlaşıyor. Bir marka, tüketicilerin hoşuna gitmeyen bir seçim yapınca tüketiciler de o markanın sunduğu ürün ya da hizmeti satın almayarak tepki gösteriyor. Amerikan medya danışmanlık şirketi Porter Novelli tarafından 2020’de toplam yapılan bir saha araştırmasına göre, tüketicilerin bir markayı boykot etmesinin temel nedeni o şirketin siyasi, çevresel ya da sosyal tutumunu değiştirmek. Ancak boykota katılanların azımsanamayacak bir kısmı (%14) bir değişiklikten ziyade şirketin kapanmasını talep ediyor. Boykota katılanların bir markayı affetmesi için:
A) Markanın kamuya açık bir şekilde özür dilemesi
B) Markanın tutumunu açıklayan bir gerekçe sunması
C) Markanın ciddi bir yapılanmaya gitmesi
D) Markanın krize yol açan çalışanlarının işine son vermesi gibi ciddi adımlar atması gerekiyor.
Son yıllarda özellikle çevre konusunda duyarsız olan pek çok global şirketin boykot kampanyaları sonucu tutumlarını değiştirmek zorunda kaldığını biliyoruz.
BOYKOTA KATILMANIN BİR SORUMLULUĞU VAR!
Gerek Türkiye’de gerek yurt dışında boykotlar, markaları ve kişileri derin bir şekilde etkiliyor. Özellikle sosyal medyada yürüyen iptal eylemleri sonucu yıldızı kararan pek çok ünlü var. Dolayısıyla elimizde bu kadar güçlü bir araç varken bu aracı olur olmaz her yerde kullanmadan önce bizim de belli sorumluluklarımız var. Hatırlarsanız linçi tarif ederken yargısız infaz demiştik. O hâlde boykota katılırken ilk hatırlamamız gereken nokta “yargı dağıtıcı” rolüne soyunduğumuz gerçeği. Bu rolün gereği de tıpkı bir yargıç gibi bir karar vermeden önce delilleri toplayarak durum tespiti yapmamız gerekiyor. Olay gerçek mi? Olay nasıl ortaya çıktı, acaba bizim bilmediğimiz başka sebepler var mı? Olayın sonucu olarak marka ya da kişi bir açıklama ya da eylemde bulundu mu? Bu sorulara yanıt vermek emek istiyor, farkındayım. Bu emeği esirgediğimiz zaman kaş yaparken göz çıkarmak bu medya ortamında çok kolay.
Aman dikkat, ilk taşı günahsız olanınız atsın.
Arşiv: Kafa Dergisi, 111. sayı