Yılın belki de en fazla oyun sahnelenen günündeyiz yani 27 Mart Dünya Tiyatro Günü’nde. Bugün de sahnedeki oyuncuları yalnız bırakmamak adına benden size bugüne özel 7 oyun önerisi.

Sersem Kocanın Kurnaz Karısı

Sadece 10 temsil yapacak bir oyunla açılış yapalım istedim. 27 Mart’ta prömiyer yaparak başlayacak Haldun Taner’in klasikleşen oyunu Sersem Kocanın Kurnaz Karısı. Türk tiyatrosunun geçirdiği dönüşüm sahne üzerinde oyun içinde oyun tarzıyla anlatılıyor. Tiyatronun batılılaşma serüvenine ayna tutan oyun metne sadakat mi, yoksa doğaçlamanın özgürlüğünü mü, sorularını tartışıyor. Kadrosunda Mert Fırat, Özge Fışkın, Özgün Aydın, Taner Rumeli gibi oyuncuların yer aldığı oyun da komedi ve hüzün iç içe. Açıkcası neden 10 kerede sınırlı kaldığını merak ettim. Gidip görülmeli. DasDas’ta sahnelenecek oyuna 27 Mart’ta bilet bulamazsanız 28 Mart’ta da var.

Baba

Bu sezonun en iyi işlerinin başında gelen Baba da Dünya Tiyatro Günü’nde sahnede. Bilet kaldımı bilmiyorum ama bu oyunu bir tarihte mutlaka izlemek için bir sürü neden var. Bunların başında Haluk Bilginer’in bir alzaymırlıyı oynaması diyemeyeceğim yaşamasını görmek. Ayrıca anlatım biçimi ve rejinin farklılığı da oyunla çok örtüşüyor. Peki Baba ne anlatıyor? Alzaymır hastalığının bir ailenin yapısının nasıl şekillendiğini, dönüştüğünü gösteriyor. Yazarın tabiriyle kansız trajedi. Yaşanılan anıların bellekten bir bir silinmesi bunun sadece hastayı değil çevresini de nasıl etkilediğine başarılı bir örnek. Hikâye ve Haluk Bilginer sizi çektiyse rotanız Zorlu PSM.

Uykusuz Bir Rüya, Salim

Berkay Ateş’in ilk kez tek kişi olarak sahnede yer aldığı oyun. Oyunun yazarı da yine kendisi. Karakterimiz Salim, babasının gölgesinde büyümeye çalışan bir çocuk. Genç yaşta Adana’dan İstanbul’a amcasının kebapçı dükkanına gönderiliyor. Burada dostluklar ediniyor. Sözlerini, duygularını fark ediyor ve maalesef acı gerçeklere şahit olarak kendini bulmak isterken kaybediyor aslında. Başarılı oyunculuğuna harika bir ışık ve gölge oyunları eşlik ediyor. Sınırlı ihtimallerin müptelası biri Salim’i izlemek isterseniz Alan Kadıköy’de.

Gözbağcı

Animus Tiyatro’nun dikkat çeken oyunu Gözbağcı’dan da bahsedelim yani Kübra’dan. Sihirbaz olmak isteyen bir kadının büyülü hikâyesi. Ankara’da bir yuvada büyümüş burada sihirbazlıkla tanışmış Kübra. Etkilenmiş. Çevresinde hokkabaz ya da büyücülük diye bahsetseler de o gözbağcı olmak istemiş. Bu yolda çevresi ona ne derse desin kendini ısrarla var etmesini görüyoruz. Hem oyunculuk hem de sihirbazlığın bir arada bulunan oyunun seyir zevki yerinde. Deniz Ekinci’nin karakteri sahiplendiği oyun, İBB Habitat Sahnesi’nde.

Nokta

Tek kişilik oyunlardan bahsetmeye devam ediyorum. Bu sefer karşımızda Özge Arslan var. Nokta Ana karakteriyle karşımıza çıkıyor. Karadeniz evlerinin meşhur yüklüklerinin arasından. Başlıyor hikayeler anlatmaya. Kendimizi bir anda Afrika kabilesindeki bir olayın içinde başka bir anda da Afife Jale’nin yolculuğunun arasında buluyoruz. Toplumsal travmalardan, kadınların görünmez kılınan hikâyelerinden modern dünyanın soğuk yüzüne uzanıyor. Özge sesini, bedenini oyun boyunca kullanmayı ihmal etmiyor. Metnin karmaşılıklığını bir kenara bırakırsak; harika bir performans, harika bir reji Baba Sahne’de sizleri bekliyor.

Sen Ne Güzeldin Aşkımızın Şehri

Rotamızı şimdi de 90’lı yıllara çeviriyoruz. 90’lı yılların Bursa’sından İstanbul’a. Genç bir kız olan Ebru’nun İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini kazanıp İstanbul’a gelmesine. Yurt dışında yaşayan dayısından aldığı mektuplarla kendisine rol model biçen Ebru, hayatının yeni döneminde İstanbul’da siyaseti, aşkı, yaşamı öğreniyor. Her birimiz gibi. Fakat yine her birimizin bildiği gibi hayat hiçbir zaman istediğimiz gibi gitmiyor. Oyunun zaman tüneli yolculuğu da farklı bir nostaljik tat katıyor. Ebru’nun hikayesine tanık olmak isterseniz DasDas Sahne sizi bekler.

Şakşakçılar

90’lardan rotamızı daha eskilere çeviriyoruz. 1895 yılının Paris’ine. Şakşakçılık mesleğinin belki de başlangıç noktasına. Bahsettiğim sabah programlarındaki şakşakçılar değil bunlar tiyatro şakşakçıları. Ünlü Şakşakçı Şefi Auguste Levasseur Balık Kartalı’nın Serüveni adlı oyununa iki saat kala ekini tarafından terk edilir. Yardımcısı tarafından bulunan amatör şakşakçılar bakalım bu oyuna kadar hazıralnaacaklar mı? Amatör şakşakçılar kim diye sorarsanız o gece oyunun izlemeye gelen seyirciler yani bizler. Hafif tadında bir interaktif bir iş. Oyunun başrolünde ise Çağlar Çorumlu var. İzlerken çok keyif aldım, eğlendiğim bu oyuna kefilim. İzlemek isterseniz rotanız Sahne Dragos.